Fransa’da Hamileliğimin Üçüncü Ayı

Yeniden merhaba! Hamileliğimin 9-13 haftaları arasında neler yaşadığımı ikinci bölümde anlatacağımı belirtmiştim. Bu bölümde söyleyeceğim çok şey var. Hadi başlayalım!

BESLENME

Hamileliğin 9-13. Haftaları düşük riskinin azalarak bittiği haftalar. Bu yüzden nefes nefese kalmam devam etse de mutfakta daha çok vakit geçirdim. Sebzeye ve ete ağırlık verdim. Aş erdim mi buna cevap veremiyorum çünkü sadece yasak olan veya tavsiye edilmeyen şeyleri canım istiyordu- hala da öyle 🙂 Deliler gibi sushi yemek istiyorum mesela veya yıllardır içmememe rağmen canım kola çekiyor. Yasak olan her şey çekicidir değil mi? Canım çok çikolata ve turşu çekiyor ama ben zaten ikisini de bolca tüketen biriydim o yüzden buna da aş ermek diyemiyorum. İlk bölümde söylemeyi unuttuğum şey: 4-9. haftalar arası çok fazla badem ve kuru kayısı tükettim çünkü yemek yapacak gücüm yoktu ve kendimi beslemek zorundaydım. Sonra bunları kestim, biliyorum iyi beslensem bile kesmemem lazımdı ama canım hiç istemiyor. Yumurtayı da her gün yiyordum, gün aşırıya düşürdüm çünkü bebeğim için bile olsa nefret ettiğim yumurtaya katlanamıyorum. Hem su hem soda tüketiyorum çünkü su midemi bulandırıyor çok içemiyorum. Süte oldum olası tapmışımdır çok fazla süt içiyorum. Hayatımda yemediğim kadar havuç yemeye başladım ama fazla A vitamininin bebeğe çok zararlı olduğunu öğrendiğim an havucu bıraktım. Yine içinde çok fazla A vitamini olduğu için ciğer de önerilmiyor.

Son olarak şunları söylemeliyim: hamile olduğumu öğrendiğimden beri bir kez bile restorana gitmedik. Prensip olarak her şeyi evde sabırla kendim yapıp yedim. (örnek vereyim: Fransa’da içine alkol konmayan turşu yok bu da beni evde turşu yapmaya yönlendirdi) Son 2 senedir kendimi mutfakta çok geliştirdim, hamilelik sayesinde her gün geliştirmeye devam ediyorum. Suyu mutlaka ama mutlaka cam şişeden içiyorum hamile olduğumu öğrendiğim günden beri. Ve mutlaka ama mutlaka her şeyin organiğini alıyoruz. (Muz, avokado, portakal, patates, havuç, domates… artık aklınıza ne gelirse) Meyvenin suyunu pastörize olsa bile içmemenizi öneririm. Meyvenin kendisini yiyin. Hele “taze sıkılmış meyve suyunu” pastörize olamayacağı için asla içmeyin. “1 bardak portakal suyunda 10 tane portakal var. Ne gerek var o kadar portakal yemeye?” Şeklinde düşünüyorum. Ayrıca civa olduğu için deniz somonu yenmemeli. Ve fakat çiftlik somonunda da şöyle bir sorun var: yosun yiyerek değil yemle büyüdüğü için içinde omega 3 olamaz. Çok istiyorsanız çiftlik somonu yiyin ama omega 3 gebe vitaminini ihmal etmeyin. (Bu bilgiyi Osman Müftüoğlu’ndan dinlemiştim) Peki pastörize olmayan sütü, peyniri, tam pişmemiş eti, sushiyi ve içinde çiğ yumurta olduğu için mayonezi tüketmemenizi söylememe gerek var mı? :))

KENDİMİ EMİN ELLERDE HİSSETMEMEK

Gebe vitamini konusuna değineceğimi belirtmiştim. Bunu ‘Beslenme’ kısmından çok bu başlığın altına uygun gördüm. Hamile olduğumu öğrenir öğrenmez gittiğim ilk doktor (hani yeni mezun olan) bana folik asit yazdı. Buraya kadar gayet güzel. Fakat ben beslenemediğim için gebe vitamini de istiyordum bana bir süre vitamin vermedi ne ebe ne doktor (Fransa’da hangisiyle hamilelik takibi yapacağınıza karar vermeniz ve bunu devlete bildirmeniz için 13. Haftaya kadar süreniz var ben de bu süre boyunca ikili oynadım) Benim ergenliğimden beri çok ağır demir problemim oldu ben istiyordum ki bana demir yazsınlar. Nitekim her ay yaptırmak zorunda olduğum kan (ve idrar) testlerinde demirin devamlı düşüşte olduğunu görüyoruz ama hala bana demir takviyesi yazmıyorlar. Önce ebeyi bana sadece magnezyum ve demir vermeye ikna ettim. (İçinde gebenin alması gereken günlük demir miktarının yarısı var) Birkaç hafta sonra gebe vitamini vermeye ikna edebildim. (Bunun içindeki demir de 27 değil 14 mg.) Kendisini öyle sevmiyorum ki size anlatamam. Eşim istiyor diye onunla hamilelik takibi yapıyoruz her ay… “İyisiniz merak etmeyin demirinizde korkulacak bir şey yok” diyor ben de “peki” diyorum… Demir alımını günde 27 mg’a çıkarması için hangi seviyeye düşmesi gerekiyor merakla bekliyorum. Görüyorsunuz Fransızlarda önlem almak diye bir şey yok, somut ve geçerli sebebi görmeden harekete geçmiyorlar hiçbir konuda. 15 senedir alıştım artık… mı acaba? (İşin kötü tarafı ne biliyor musunuz? 27 mg demir içeren gebe vitamini yok hiçbir yerde)

Şu gebelik şekeri konusuna da değinmek zorundayım. O ikili oynadığım dönemde hem ebe hem doktor bana şeker yükleme testinin gerekli olmadığını söylediler; dayanakları açlık şekerimin çok düşük olmasıydı. Tamam güzel… Ama o zaman hamileliğin çok başındaydım. 23. Haftadan sonra konuşulacak bir şeye şimdiden böyle kesin kararlar vermek bana çok garip geldi. Bu konuyu vakti geldiğinde ebeyle yeniden konuşacağım…

FİZİKSEL DEĞİŞİMLER VE BAKIM

Elbette bu ay boyunca beni en çok mutlu eden şey karnımın hafif hafif çıkışına şahit olmaktı. 1 ilâ 1.200 arasında kilo kazanmayı da başarmıştım. Geceleri başım deliler gibi dönmeye devam ediyordu ama kalp çarpıntım azalarak bitti çok şükür. İkinci ayda başlayan unutkanlık üçüncü ayda artarak devam etti ve bu hala beni çok rahatsız ediyor. Ev hanımı olmanın tüm nimetlerinden faydalandım ve yorgun hissettikçe yatağa girdim; benim “sieste”lerim zaten meşhurdur her gün öğlenleri en az 2 saat uyurum. Bu süre ister istemez arttı. Mutfakta ne kadar çalışırsam o kadar yoruluyordum ama buna alışmaktan başka çarem yoktu ve alıştım. Eşim işte o kadar yoruluyor ki artık yemeği de ona yaptırmaya kıyamazdım. Zaten Rüzgar’ı günde 2 kere  gezdirme, yıkama ve mutfak alışverişi sorumluluğunu yeterince yüklendi. Evi (haftada bir) silen, süpüren ve toz alan da o. Bulaşık ve çamaşır makinalarını ben dolduruyorum ama boşaltma işini o yapıyor. (Dolaplara uzanmam hala önerilmiyor) Daha n’apsın adamcağız? Şimdi fark ettim de ne kadar iş yükü varmış cancağızımın.

Bu başlığı kapatmadan şunu söylemek istedim: her konuda olduğu gibi hamilelikle de ilgili batıl inançlar var. Mesela saç kestirmeyin derler. Benim hamile olduğumu öğrenince ilk işim eşime saçımı kestirmek oldu (çok özel durumlar dışında 6 senedir saçımı yabancı insanlara elletmiyorum) Annem varsa annem, eşim müsaitse eşim kesiyor. Bebek vücuttan enerjiyi o kadar çekiyor ki bünyem saçıma enerji harcasın istemedim. Zaten benim saçım oldum olası zayıf oldu, elimde kalmamaları için kestiriyorum. Eğer ilk günden kendimi batıl inançlara teslim etseydim halim nice olurdu… Bu arada oje kullanmayı tamamen bıraktığımı da söylemeliyim. 13. haftaya kadar ruj da sürmedim ama sonra dayanamadım ve tekrar başladım 🙂 çünkü son 2 senedir makyaj yapmayı çok seviyorum…

Boş bir vaktimde Youtube kanalımızda makyaj malzemelerimi tanıtmıştım, isteyen izleyebilir:

https://m.youtube.com/watch?v=XR3q5cPauKc

YARARLANDIĞIM İNTERNET SİTELERİ VE İZLEDİĞİM VİDEOLAR

Bu başlık altında yazacaklarım muhtemelen sizi güldürecektir. Ama hamileler ve anne olanlar beni anlar. (Empati yapacakları için onlar da gülecektir) Ben Fransa’da yalnız olduğum ve ebeye de yeni mezun doktora da tam güvenmediğim için hamile olduğumu öğrenir öğrenmez internetten araştırmalara başladım. (ebede karar kıldıktan sonra da okumalara devam ettim) Bana “İnternette olur olmaz şeyler okumuşsundur” demeyin; sadece jinekolog doktorların makalelerini okudum, videolarını izledim. Ben cahilce davranacak biri değilim. Detaylara o kadar boğulmuştum ki Google’a yazmadığım, sormadığım şey kalmamıştı. Bir kere Op. Dr. Kağan Kocatepe ve Op. Dr. Banu çiftçi‘yi Youtube’dan mutlaka takip etmenizi tavsiye ediyorum. Op. Dr. Alper Mumcu‘nun internet sitesi de gayet iyi. Güvendiğiniz kimse yoksa ve de en güncel tıbbi bilgilerin peşindeyseniz onlar size yol gösteriyor. İngilizceniz iyi ise Ovia uygulamasını hemen telefonunuza indirin. Dilerseniz Banu çiftçi‘nin uygulamasını da indirebilirsiniz. Son olarak Youtube’da Ceyda Düvenci’nin hamileliği boyunca doktorlarla sohbet ettiği Anneee TV‘sini hamilelik haftama göre düzenli izlediğimi belirtmeliyim.

Google’a deli gibi yazdığım sorulara dönecek olursak hatırladığım soruların bir kısmı şöyleydi:

-Hamileliğin hangi döneminde maydanoz yenebilir?

-Hangi tip akıntılarda endişelenilmeli?

-Biberiye, zerdeçal vb düşüğe sebep olur mu?

-Hamilelikte kalp çarpıntısı

-Hamilelikte demir takviyesi

-Hamilelik boyunca yapılan testler

-Hamileliğin hangi döneminde hangi riskler var? (önceden bilelim fena mı?)

-Hamilelikte kramp (magnezyumla bağlantılı)

-Hamilelikte kulak tıkanması (çıldırtan bir sorun, hala muzdaribim… hele ki yüksek tansiyonunuz yoksa sebebini anlamak mümkün değil)

-Hamilelikte patlıcan yenir mi? (içinde nikotin olduğu için merak etmiştim)

-Hamilelikte neden bu denli gerçekçi rüyalar görülür? (Öyle rüyalar görüyorum ki inanamazsınız)

ve daha neler neler…  Aklıma geldikçe listeye eklerim. Geçen temmuzdan beri bilgi dağarcığım o kadar  arttı ki anlatamam. Bilmediğim ne çok şey varmış üstelik daha yolun başındayım. Bunlar hep genel kültür 🙂

Tekrarlıyorum: Google sonuçlarında sadece ve sadece jinekologların sorularım hakkındaki yazılarını okudum. Asla bilimden uzak, yorum içeren, forum sayfalarına bakmadım. Chat’lere katılmadım. Ve burası çok önemli! Kimsenin hamileliği ile kendiminkini karşılaştırmadım.

Eşim dahil birçok insan bana “okuma okuma” dedi; onlar dedikçe ben çıldırıyordum. Karanlık bir odada nasıl duvara çarpmamamı bekliyorlardı? Tamam çok bilmek bazen endişelenmeye sebep oluyor  ama zaten bilgili olmanın diyeti bu değil midir? Bu yüzden demezler mi “Cehalet mutluluktur” diye? (Ignorance is bliss) Siz kimseye kulak asmayın, merakınızı giderme ihtiyacı duyduğunuzda bilimsel makaleleri okumaya devam!!!

Böylece sizinle 3. ayda da yaşadıklarımı paylaşmış oldum. Hamileliğin ilk trimestrı bitti zor da olsa 🙂 Sonraki bölüm 13-17. haftalarım hakkında olacak. Tekrar görüşene dek hoşçakalın.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s