Fransa’da Hamileliğimin Beşinci Ayı / Cinquième Moi de Ma Grossesse en France

Merhaba. Yeni bir bölümde yine beraberiz. Siz 5. Ayı okurken ben 6. Ayın içinde olacağım. Bu sefer oldukça ağır konulardan bahsettim. İçimi (anadilimde) dökmeye çok ihtiyacım vardı. Hazırsanız başlayalım!

FRANSA’DA YAŞADIĞIM PSİKOLOJİK ZORLUKLAR VE GÜVEN SORUNU

Fransa’daki tedavi ve takip sistemine alışmamın ne kadar zaman aldığını artık hepiniz biliyorsunuz. Türkiye’dekinden farklı uygulamalar olduğunu başlarda sezinlemiştim ama hamilelikle farkına vardım. Elbette burada sadece hamilelikle sınırlı birkaç söz edeceğim çünkü çok tecrübeliyim. Fransa’daki tek sorun -arkasından gelen sorunların kaynağı olan sorun- her hamileliğin aynı ve sorunsuz ilerleyeceğinin sanılması. Pembe bir tablo. Ne kadar güzel değil mi? Keşke gerçek hayatta karşılığı olsa. Bakın bir hamilelikte çıkabilecek sorunları ve Fransa’da gösterilen tutumu kronolojik olarak aşağıya listeledim:

-İlk aylar: düşük tehlikesi olabilir ve bunun ultrasonla tespit edilmesi gerekir. Ama hastanelerde (acil servis dışında) 13. haftaya kadar ultrason çekilmiyor. Ben görüntüleme merkezine hamile olduğumu öğrenir öğrenmez gittiğim için düşük riskinden haberim oldu. Bunlara kulak assaydım olamayacaktı.

-Kese oluşabilir ama bebek oluşmayabilir: bu da aynı şekilde ultrasonla bilinebilecek bir şey. 13. haftaya kadar kim sabreder? Ama Fransızlar bu ihtimalleri hiç düşünmüyorlar. Hamile olduğunuzu tespit etmek için kan testiyle yetiniyorlar. Halbuki hemen ultrasona girmek ve bebek oluşmuyorsa kürtaj olmak gerekiyor. Bende kese vardı bebek 10 gün sonra göründü. Görüntüleme merkezine gitmeseydim bedenimde olup biten hiçbir şeyden haberim olmayacaktı!

-Dış gebelik olabilir: içiniz daraldı değil mi? Ama gerçeklerden konuşmak zorundayız. Bir dış gebelik söz konusu olsa ve 13.haftaya kadar ultrasona girmeyi beklesem kanamadan ölürüm. Ama bunlar bu ihtimali de yok sayıyorlar. Emin olun az bir ihtimalden bahsetmiyorum. çok fazla dış gebelik vakası var.

-Demir takviyesi: 22. haftadan önce demir yazmıyorlar. Hatta zorlamazsanız o zaman bile yazmıyorlar. “Arkadaşım kansızlıktan bebeğe oksijen gitmeyecek” diyorum “saçım dökülüyor kafa derim görünüyor” diyorum yok anlamıyor

-Gebelik şekeri: Ah bakın bu konudaki tutumları ilk kez hoşuma gitti. Eğer 1) 35 yaş altındaysanız, 2) hamileliğin başında bakılan açlık şekeriniz düşük çıktıysa, 3) önceki hamileliklerinizde diyabet çıkmamışsa, 4) birinci derece akrabalarda diyabet yoksa asla şeker tolerans testi yapmıyorlar. Hatta hamileliğin ilerleyen dönemlerinde “açlık şekerine, tokluk şekerine bakalım ona göre tolerans testine karar veririz” bile demiyorlar. Tamamen Canan Karatay ekolünden bu Fransızlar 🙂

-Skolyoz: Türkiye’de yaşarken görüştüğüm jinekoloğum skolyozum olduğu için gelecekte bir gün sezeryan olma ihtimalimin yüksek olduğunu söylemişti. O günler geldi çattı: bi nabız yoklayayım dedim buradakiler ne düşünüyor diye. Tahmin ettiğim gibi çıktı “sezeryane gerek yok” cevabını aldım. Tabii son saniyeye kadar bilemeyiz ne olacağını.

-Amniyo sıvısında anormal artış veya azalma olabilir: Daha önce de söylediğim gibi Fransa’da hamilelik boyunca sadece 3 kere ultrasona giriyorsunuz. Aralarda hep 9-10ar haftalık boşluklar var. Bu haftaları hep merak ve endişeyle geçiriyorsunuz. Örneğin rahmin içindeki yani bebeğin yuttuğu ve idrar olarak geri çıkardığı amniyo sıvısının miktarında anormal bir değişim olsa bilginiz olmayacak. Her ay ebe/doktor kontrolünüz var ama muayenehanelerinde ultrason cihazı yok. En fazla kalbini dinletiyor o kadar. Onun dışında psikolog seansına gider gibi “bu ayı nasıl geçirdin?” sohbeti oluyor. Sinir bozucu…

-Bebeğin tekmeleri durabilir: Tamam kabul 48 saatten uzun bir süredir bebek hareket etmiyorsa zaten muayenehaneye gidilmez, acile gidilir. Orada düşük kaliteli de olsa ultrason cihazı var.

-24-28. Haftalar arası mimlidir: evet mimli çünkü ne yazık ki bu haftalarda çok fazla erken doğum oluyor. Bebeğin %50’den fazla yaşama şansı var ama hele benim gibi eşi iş seyahatine çıkan, şehirde başka tanıdığı olmayan insanlar doğum birden bire başlasa n’apar diye düşünmeden edemiyorum. 30. Haftaya sağ salim ulaşırsanız gerisi kolay.

-Servikal yetmezliğiniz olabilir: Aa yok yok nerden de getiriyorsunuz aklınıza bunları Fransa’da hiç olur mu böyle şeyler. Bal gibi de olur ama bu ihtimal de diğerleri gibi görmezden geliniyor. Serklaj uygulaması bile kaldırılmış Fransa’da. Bunu bizzat doktordan duydum. Serklaj (cerclage) bir önlemdir. Ama resmen size “servikal yetmezliğin varsa ne önlem alıyoruz ne tedavi ediyoruz düşürürsün bebeğini canım nolacak” deniyor. Benim hatırlarsanız o feci kasık ağrılarımda bu yetmezlikten şüphelenildi o yüzden ebe her ay doğum kanalımı elle kontrol ediyor. Allah’tan bende risk bitti. Ya bebek için ölümcül bir durumum olsaydı… demek ki serklaj yapılamayacaktı. Ben de doğuma kadar haftalarca yatağa mahkum olacaktım.

Neyse daha yazarım da devam edip sinirimi bozmak istemiyorum. Zaten sabrım yeterince sınandı. Güvensizlik hissiyle yaşamaya alıştım mı? Alıştım. Öldürmeyen şey güçlendirir mi? Güçlendirir. En başında da size söyledim: devamlı olarak okuyorum ve kendimi geliştiriyorum. 5 ay öncesiyle şimdiki ben arasında dağlar kadar fark var. Allah’tan bilgiye, bilene danışmak konusunda her zaman iyi bir öğrenci oldum. Yoksa yaban ellerde halim nice olurdu.

Not: Yazımı Türkiye’den okuyan hamileler varsa veya hamileliği düşünüyorlarsa korkmasınlar. Siz benim gibi ultrason gününü iple çekmeyeceksiniz zaten her doktor randevunuzda isteseniz bebeğinizi görürsünüz; olası tehlikeler böylece önlenebilir/tespit edilebilir. Burada görmediğimiz prenses muamelesi Türkiye’de görülüyor…

Not 2: Geçen bölümde belediyeden gönderilen ebe hakkında konuşacağımı söylemiştim. Bir kere bu hizmetten çok memnun kaldım ama ebenin yaklaşımından daha çok memnun kaldım. Bugüne kadarki test sonuçlarımı görmek istedi ve ben daha ağzımı açmadan demirdeki düşüşü fark edip “Neden buna müdahale edilmiyor?” Dedi. Yemin ederim sarılasım öpesim geldi ebeyi. Bu yüzden onunla bir kez daha randevulaştık. Aralıkta görüşeceğiz. Bakalım kendi ebem bu duruma ne diyecek!

FİZİKSEL DEĞİŞİMLER 

Bu ayı tam 49 kilo ile kapatıyorum. Başta 45ten 44e düşmüştüm ya o yüzden 5 kilo aldığımı var sayıyorum. Ama 5 ayda değil son 2 ayda 5 kilo aldım. Çünkü inanılmaz bir iştah söz konusu. Ben bunun gerçek bir ihtiyaçtan çok psikolojik olduğundan şüpheleniyorum. Acaba bilinçaltımızda “şımarmaya hakkımız var” mı diyoruz? Kocama eziyet etmiyorum markette olmayan bir şeyi aş ermeyi bırakın aklıma bile gelmiyor. Olayım şu: 1 tabak yiyeceğim yemeği artık 2 tabak yiyorum. 1 tatlı yerine 3 tatlı yiyorum vb… Aklıma gelmişken söyleyeyim: şu geniz yanması beni bitiriyor. Akşam yemeğini 7 buçuk-8 gibi yiyoruz ve yatana kadar hatta uyumaya çalışırken bile genzim yanıyor rahim yukarı doğru büyüdüğü için…

Karnım büyüdükçe kalçamla belimin buluştuğu yerde çok baskı hissetmeye başladım. Ve bu da siyatiğe sebep oldu. Ben zaten orta derece skolyoz hastası olduğum için ağrı olmasını bekliyordum ama bacağımın üstüne basamayacak, salondan mutfağa yürüyemeyecek hale geldim. Allah’tan siyatik tuttuğunda 2-3 saat yatarsam geçiyor. Ama birkaç gün sonra tekrar başlıyor. (1 saat yatıp kalktığımda 10 dakika sonra tekrar başlıyor) Sanırım hamilelik ilerledikçe bu konu beni daha da zorlayacak.

Cildim Temmuz ayının sonlarından itibaren çok kötüleşti. Tam tamına 2 aydır geçmeyen ve sol yanağıma yerleşen bir sivilcem var. Kızarıklıklar da cabası… Bir de bunların ötesinde ben kendimi çok çirkin görmeye başladım. Bu fiziki görünümün ötesinde kendime dair algımın değişmesiyle ilgili. Yani çirkenleşmediysem bile kendimi çirkin görüyorum. Ki kendini hiçbir zaman güzel olarak tanımlamamış biri olmama rağmen aynada gördüğüm kişiden hep memnun olmuşumdur. Ama 5 aydır aynada gördüğüm kişi basbayağı çirkin. Sanırım hamilelikteki hormonlar algılarımızı etkiliyor.

Karnım dördüncü ay itibariyle sabahları kaşınmaya ve kaşımaya bağlı kızarmaya başladı. Bazı kadınlar karınları şiştikçe derinin gerilmesiyle “çıt çıt” sesler duyuyormuş. Belki ben de duymaya başlarım. Şimdilik çatlak yok umarım olmaz. Yeri gelmişken; ben şu çatlak önleyici kremlerin işe yaradığına hiç inanmıyorum ama ihtiyaç duyarsam denerim. Ah bir de şu tüylenme işi var. Karnımdaki tüyler nasıl arttı inanamazsınız. Hele bir de elektrik çarpmış gibi devamlı dik duruyorlar sinir oluyorum. Ama doğumdan sonra döküleceklerini biliyorum. Ellerimin üstündeki damarlar hep belirgin olmuştur fakat hamilelikte bu damarların koyu yeşile döndüğünü görüyorum. Umarım bu da geçicidir. Bu arada ben -daha önce söyledim mi hatırlamıyorum- yüzüstü yatmayı 16. Haftada bıraktım. Çok zorlanacağımı, yüzüstü yatmayı özleyeceğimi sanmıştım ama bebek sizin için öyle önemli oluyor ki başka bir şey umursamıyorsunuz.

Bir de çok hoşuma giden bir şey: hamileliğimin başından beri karnım sıcacık. Çünkü orada 2 kan dolaşımı var. Elimi koyunca hissettiğim sıcaklık beni çok mutlu ediyor.  Bazen soğuk oluyor ödüm kopuyor bebeğimin kalbi mi durdu diye ama sonra tekrar sıcacık oluyor. Sıcaklık demişken son olarak şunu söyleyeyim unutmadan: hamilelerin ateşi normalden biraz yüksek olur. 37,5’u aşabilir bu hasta olmak demek değil. Kendinizi dinç hissettiğiniz sürece sorun yok. Hastalanırsam 500mg parasetamol alabileceğimi söyledi acildeki doktor… (50 kilo üstündekiler 1000mg alabilirmiş,  siz yine de kendi doktorunuza sorun)

Hamileliğin ikinci trimestrına yani 13-26. Haftalar arasına “hamileliğin balayı” deniyormuş. Çünkü hem kendinizi çok iyi hissediyor hem ağırlaşmadığınız için her işi yapabiliyorsunuz hem de saçlarınız gürleşiyor tırnaklarınız güçleniyormuş hem de çok uzun olmasa da seyahatlere çıkabiliyormuşsunuz. Ama ben en çok saçlarım gürleşsin diye bekledim. Tahmin ettiğim gibi hiçbir gürleşme olmadı. Hep bildiğim saçım işte… cansız, zayıf, az miktardaki zavallı saçım. Tabii bunda bana hala demir takviyesi yapılmamasının payı büyük. Neyse sinirlenmeyeyim geçelim…

Bu ay ilk kez diş etimin kanadığını gördüm. Vücutta kan dolaşımı arttığı için diş etinde bir sorun olmasa bile kanayacağını biliyordum. Burun kanaması da olurmuş ama bende olmadı. Diş eti kanaması dediysem çok ciddi bir şey değil azıcık kanadı ama yine de hani geçen bölüm bahsettiğim dişçi randevusu için iyi bir bahane. Doktora bi görünmek her zaman iyidir zaten değil mi? 🙂

16. Hafta itibariyle tekmeleri hissetmeye başladım. (İlk hamilelikse 22. Haftaya kadar beklenebileceğini duymuştum ama hiç beklemem gerekmedi) Bu tekme denen şey başlarda gaz gibi sanılabilir. Sanki gazınız varmış da çıkamadığı için karnınızda dolanıyormuş gibi. haha Daha sonra bebeğimin tekmelerini pop corn’un o tatlı tatlı patlamasına benzetmeye başladım:) Eşimin bebeğin ayak hareketlerini dışardan ilk gördüğündeki yüz ifadesi harikaydı. Elini veya kulağını karnıma koyduğunda da tekme hissederse sevinçten deliriyor 🙂

Başımın çok ağrımasından şikayetçi olduğumu söylemeliyim. İlk aylarda da oluyordu ama beşinci ayda rahatsız etmeye başladı. Hatta haftanın birkaç günü sağ şakağıma elektrik çarpması gibi ani acılar giriyordu. Bacaklarıma boydan boya ani kramplar girdi neredeyse her gece. Bu karıncalanmalar uykumdan uyandırıyor beni.

Sanırım “hamilelikte rüya görme” konusuna hiç değinmedim ama bu konu çok ilgi çekici. Hemcinslerim umarım hamileliği tadarlar da orijinal rüya ve kabus senaryoları nasıl yazılıyormuş görürler. Ben kendime inanamıyorum. Hamileliğimin başından beri bu senaryoları nasıl yazdığımı anlayamadım. İnternetten araştırırsanız hamilelikte çok gerçekçi rüya görmekten herkesin ‘muzdarip’ olduğunu göreceksiniz. Ben rüyalardan ziyade haftanın 5 günü kabus görüyorum ve moralim bozuk halde uyanıyorum. Öyle korkarak uyanıyorum ki sabahın 5inde uyandıysam kabus kaldığı yerden devam etmesin diye bir daha uyumuyorum, sabah olmasını bekliyorum. Fakat benim için daha büyük sorun şu: Ben çok uzun zamandır rüyalarımı yazarım çünkü çoğunu detaylarıyla hatırlarım ancak hamilelikte film gibi rüyalar/kabuslar görmeme rağmen çok az detay hatırlayabiliyorum ve malesef uyanır uyanmaz yazamıyorum. Yazabilseydim rüyalar kitabıma büyük katkısı olurdu…

ÇİN TAKVİMİ BANA YARAMADI 

Çin takvimi bebeğinin cinsiyetini öğrenmek için sabırsızlanan kadınlara binlerce yıldır ışık olmuştur. Ama bana pek yardımcı olmadı. [Önünüze çin takvimini alıp yazdıklarımı okursanız sebebini anlayabilirsiniz hanımlar 🙂 ] Zira benim son reglimin ilk günü 17 Haziran’dı. Tıpta genel kabul gören hamile kalma günü bunun 2 hafta sonrasına yani 1 Temmuz’a denk geliyor. Ancak hastanedeki doktor (Fransa’da hamilelik konusunda güvendiğim tek insan, dünya tatlısı kadın) bana 24 Haziran’da hamile kaldığımı söyledi. Doğumgünüm ise 2 Temmuz. (1 Temmuz’da teknik olarak hala 28 yaşında sayılıyordum, 2 Temmuz’da 29’u doldurdum) Eğer hamile kalmamı 1 Temmuz diye kabul edersek oğlum olacağı ortaya çıkıyor. 24 Haziran diye kabul edersek ise kız… Sizin anlayacağınız ben yine kız ile oğlan arasında kaldım. Başladığım yerden bir gıdım ileri gidemedim :)) 19 Kasım’da tam 22 haftalık hamileyken bebişimizin cinsiyetini öğreneceğiz. Sabırla bekliyorum :)) Şu Çin takvimi hamile kalma gününe göre değil de son regliye göre olsaydı keşke… Eşimin kız babası olmak istediğini çok iyi biliyorum. Ama aynı benim gibi artık cinsiyeti umursamıyor. Yavrusunu sağlıkla kollarına alacağı günü bekliyor sadece.

*

Beşinci ayın son haftası yani 20h2g ile 20h6g arası benim için tek zorluk eşimin New York’a iş seyahatine gitmesiydi. Yalnızlık zor. Kendimi hep meşgul etmeye çalıştım. Bloga bu yazıyı hazırladım, bol bol sağlıklı  yemekler yaptım, yazı projelerimle ilgilendim, Youtube kanalımıza yeni videolar koydum ve Youtube’da nicedir izlemek istediğim önemli programları izledim. Kendi videolarımdan birinin linkini koyuyorum umarım beğenirsiniz:

Böylece sizinle 21. haftayı bitirmiş olduk. Önümüzdeki bölümün ana konusu elbette cinsiyet olacak. Ama 22. Hafta ultrasonunda duymak istediğim tek şey her şeyin yolunda gittiği… Eğer tanıdığım, tanımadığım okurlarım benim ve bebeğimin sağlığı için dua ederse minnettar olurum. Umarım şu “hamileliğin balayı” denen dönemi altıncı ayda yaşamak nasip olur. Tekrar görüşene dek kendinize iyi davranın…

Coucou tout le monde ! On se retrouve pour parler de mon cinquième mois. Merci de partager cette aventure avec moi. Je continuerai à écrire mes souvenirs inoubliables ! Let’s get it started !

CHANGEMENTS PHYSIQUES

J’ai fini mon cinquième mois avec 49 kilos, ce qui représente à peu près 5 kilos de gagnés en deux mois seulement, car le début de grossesse n’a bien sûr pas fait l’objet d’une prise de poids. C’est vrai que, ces derniers temps, j’ai eu un gros appétit qui n’est pas seulement un besoin physique, mais aussi psychologique… car quoi de mieux que de se gâter de temps en temps dans la journée ? Après, ça ne veut pas dire que je torture mon mari en le faisant acheter en urgence une chose très précise à manger… J’ai simplement augmenté la taille des portions. Et, une fois que j’ai fini de manger, ma gorge brûle un peu car vu que l’utérus grandit, mes organes se hissent un peu plus chaque jour et exercent une certaine pression. Mais ce n’est rien de bien méchant 🙂

Plus mon ventre grandit, plus je ressens une pression sur ma jambe droite. Je souffre d’une scoliose depuis longtemps, aussi avais-je déjà anticipé certaines douleurs du fait de la grossesse ; mais pas la sciatique ! Non je ne m’y attendais pas. Quand ça m’arrive, je m’allonge sur le canapé de mon toutou (oui, c’est le sien maintenant) et la douleur passe après un certain temps.

Depuis Juillet dernier, les conséquences de la grossesse se font aussi voir sur ma peau. Mon mari m’assure qu’elle est toujours aussi belle et douce, moi je trouve qu’elle a rougi, et fait parfois apparaître des petits boutons (les hormones, je vous jure). Au-delà des signes physiques, ma perception de moi-même a également un peu changé : quand je me regarde dans le miroir, je ne me trouve pas très belle…

Mon petit bidou a beaucoup grandi ces dernières semaines, ce qui me fait gratter un petit peu à cet endroit… C’est normal, après tout ! Autre changement sur mon corps : les veines sur mes mains, qui ont pris une teinte vert-foncé depuis quelques temps. Concernant le sommeil, des petits changements sont aussi à noter dans mes habitudes. A partir de la seizième semaine, j’ai arrêté de dormir sur le ventre ; j’ai toujours pensé que ça serait difficile de changer de position pour dormir, mais puisque c’est pour la bonne santé du bébé, rien n’est impossible. Et puis, je dors toujours aussi bien 🙂

Ce qui me plaît particulièrement dans la grossesse, c’est la chaleur constante de mon petit bidou… car il y a une double circulation sanguine. Parfois, le ventre devient plus froid et je m’inquiète pour la santé du bébé, mais après un petit moment, il se réchauffe à nouveau 🙂 Et puisqu’on parle de la chaleur, sachez que la température du corps est généralement plus haute chez les femmes enceintes que chez les autres. Mais cela ne veut pas dire qu’elles sont malades : tant qu’il n’y a pas un quelconque sentiment désagréable, il n’y a absolument aucun souci à se faire 🙂

Entre les treizième et vingt-sixième semaines, c’est la belle période appelée “Lune de miel de la grossesse”. Pourquoi ? Parce-que c’est le temps où l’on se sent généralement très bien, où l’on a de beaux cheveux forts, des ongles solides… Bref, merci les hormones 🙂 Dans mon cas, seuls mes cheveux me font un peu défaut : j’aimerais bien qu’ils soient plus solides. J’espère que ça sera le cas à partir du sixième mois (j’attends cela avec impatience).

Pendant ce cinquième mois, j’ai constaté que ma gencive saigne parfois ; j’avais lu que le nez peut saigner également, mais ça ne m’est pas arrivé. Bref, cette histoire de gencive sensible est une bonne excuse pour aller chez le dentiste. J’ai d’ailleurs droit à un RDV gratuit, c’est super sympa !

J’ai commencé à ressentir des petits coups dans le petit bidou pendant cette seizième semaine. J’avais lu que, dans le cadre d’une première grossesse, cela arrive à partir de la vingt-deuxième semaine ; je suis bien précoce 🙂 Quand j’ai ressenti le coup pour la première fois, j’ai pas trop compris. Mais quand j’ai remarqué que ces coups intervenaient à différents endroits du ventre, j’ai compris que c’était bébé 🙂 Je n’oublierai jamais la réaction de mon mari quand il a mis sa main sur mon ventre et ressenti lui-aussi le coup pour la première fois. Des fois il colle son oreille sur le petit bidou et essaye d’entendre bébé 🙂

Pendant ce cinquième mois, je me plains beaucoup de maux de tête le soir. C’est comme si une décharge électrique me déchirait les tympans. J’ai aussi des crampes, certes pas très douloureuses, mais qui me réveillent la nuit.

J’aimerais aussi vous parler de mes cauchemars ; car, quand on est enceinte, on en fait beaucoup ! D’ailleurs, je ne comprends pas comment je fais pour imaginer des histoires aussi originales. Ces cauchemars sont parfois vraiment effrayants, et restent ancrés dans ma tête jusqu’à plusieurs heures après le réveil. Habituellement, j’écris tous mes rêves mais le problème est que je n’arrive pas à me souvenir de tous les détails de ces cauchemars… et des détails, il y en a toujours un paquet !

LE CALENDRIER CHINOIS NE MARCHE PAS POUR MOI

Depuis des milliers d’années, beaucoup de femmes ont utilisé ce calendrier pour deviner le sexe du bébé (au fait, un conseil : lisez ce paragraphe avec ce calendrier sous la main, vous comprendrez mieux la suite 🙂 ). Normalement, la médecine estime que la conception du bébé intervient deux semaines après les dernières règles qui, dans mon cas, étaient le 17 juin. Par conséquent, mon petit bébé devrait avoir été conçu le 1er juillet. Cela dit, le docteur à l’hôpital m’a dit, lors de la première échographie, que la conception remonte en fait au 24 juin. Et, considérant que ma date de naissance est le 2 juillet, j’avais donc toujours 28 ans à cette date. Ainsi, si l’on accepte le 1er juillet comme date de conception, cela voudrait dire, selon le calendrier chinois, que j’aurai un garçon. Mais si l’on accepte le 24 juin, j’aurai une fille. Bref, ce calendrier ne m’a pas beaucoup aidé : je suis toujours dans l’incertitude la plus totale 🙂 mais pas de panique : nous saurons le 19 novembre !!! Attendons… 🙂

Enfin, pendant la dernière semaine du cinquième mois, j’étais seule à la maison car mon mari était aux Etats-Unis pour le boulot. Mais je me suis bien occupée : j’ai fait la cuisine, j’ai beaucoup écrit, j’ai regardé des vidéos sur YouTube, et j’ai bien sûr réalisé mes propres vidéos. L’une d’entre elles est ci-dessus : pour le moment, notre chaîne est uniquement en turque, mais vous êtes toujours les bienvenus quelle que soit votre langue !

Et voilà : le cinquième mois est enfin terminé 🙂 La prochaine fois, nous parlerons du sexe du bébé et de la deuxième échographie. J’espère que ma Lune de miel de la grossesse va maintenant commencer pour moi ! Gros bisous à tous, et prenez soin de vous 🙂

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s