Fransa’da Hamileliğimin Sekizinci Ayı / Huitième Mois de Ma Grossesse en France

Merhaba! Hamileliğimin 32-35. haftalarında yaşadıklarımı ve aklımdan geçenleri paylaşmak istedim. Hamileliğin son yazılarını yazmak beni çok duygulandırıyor. Hadi başlayalım! 🙂

DEFOLARIMDAN BAHSEDELİM Mİ? 

Hamileliğimin sonuna doğru hızla ilerlerken sadece yapmayı başardığım ve yapmayı denediklerimden değil yap(a)madıklarımdan da bahsetmek istedim. Lafı uzatmadan listeye başlayalım:

1) Pastanelerdeki tatlılara hayır diyemedim: Hamileliğin sıkıntılı ve çok dikkat isteyen haftalarını atlatınca içine ne konduğunu bilmediğim, şeker deposu tatlılardan yedim. Her seferinde ‘Allah’ım beni affet, dedim, nolur bunun cezasını bebeğim ödemesin’ dedim ama kusurlu kulum; kendimi tutamadım. Bir de sadece bir kez KFC yedim, size o an yaşadığım tatmin duygusunu anlatamam. Bir yandan da vicdan azabı duydum ama tatmin duygusu ağır bastı. Beni yargılamayın olur mu? Çünkü ben söylemeseydim bilmeyecektiniz.

2) Çok az su içtim: Hamile olsanız da olmasanız da günde 1,5-2 litre su içmeniz gerekiyor ve ben bunu hayatımın hiçbir döneminde gerçekleştiremediğim gibi hamilelikte de yapamadım. Belki 1 litre su içmişimdir günde, gerisini çok sevdiğim maden suyuyla tamamlamaya çalıştım. Umarım işe yaramıştır. 2 litre suyu kanser davetçisi pet şişeden içeceğime az ama cam şişeden su içerek vicdanımı susturdum.

3) Stresten uzak duramadım: benim tam zamanlı işim yok (ev hanımlığını saymazsanız) dolayısıyla iş yeri stresi yaşamadım ama başka stres kaynakları oldu ve onlarla arama bariyer koyamadım. Eşim ve ailesi “seninle gurur duyuyoruz, senin yerinde başkası olsa yabancı bir ülkede, ailesinden uzak bunları aşamayabilirdi” deyince bütün yorgunluğum geçiyor.

4) Çok yürüyüş yapmadım: oturduğumuz binada asansör olmaması bundaki tek etken. Çünkü inip parka gitsem eve döndüğümde çıkacağım merdivenler ve yaşayacağım kalp çarpıntısı motivasyon bırakmıyor insanda. Köpeğimizi gezdirmek için günde iki kez çıkıyorum zaten.

5) Çok ekmek yedim: günde 5-6 dilim ekmek yediğim oldu. Öğün arasında ceviz, badem yiyeceğime tost yedim. Kuru üzüm ve kuru kayısı yedim avuç avuç, içindeki şekere rağmen, “ama bende hipoglisemi var” diye kendimi avuttum.

6) Köpeğimizle uyudum ve telefonu kapamadan yanımda tuttum: bizim köpeğimiz büyümeyen bebek gibi; bizsiz uyuyamıyor. Ortalama 8 saatlik uykuda gördüğümüz/görmediğimiz o kadar bakteri yutuyoruz ki köpek kılını yutmayı pek önemsemiyorum. Evin her yerinde var kılları, bunu nasıl engelleyebilirim ki zaten? Önemli olan hamilelikte kedilerden uzak durmak. Ben de evde kediye karşıyım zaten oldum olası. Telefon olayına gelince mutlaka uçak moduna alıp uyumak gerektiğini düşünüyorum ama bir kez bile yapmadım. Bu samimiyetsizliğim beni üzüyor… sabah kendime kızarak uyanıyorum ama bunu gerçekten önemseyen uçak modunu unutmadan uyur dimi a kadın?

DOĞURSAK DA MI TAŞINSAK, TAŞINSAK DA MI DOĞURSAK? 

Beni tanıyanlar “sürprizlerle dolu olduğumu” söyler. İyi anlamda mı söylerler pek emin değilim 🙂 Bunun sebebi ‘yapmayacağım’ ya da ‘erteleyelim’ dediğim şeyleri birden bire yapmamdır. Bu konuda da aynı şey oldu. Ev bize Lokum Hanım’ın eşyasıyla küçük gelmeye başladığı için ve bunun çok daha feci hale geleceğini öngördüğümüz için ev bakmaya başladık. Bir yandan da hem taşınma hem doğum çok üstüste gelecek, kaos olacak diye endişelendik. Ve ev aramayı durdurduk. Zaten hem ihtiyacımıza hem zevkimize hem de bütçemize uygun ev yoktu. Dedik ki “bebek martta doğacak, mayıs gibi taşınırız, kendimize gelmiş oluruz”… ve proje rafa kalktı. Bir gün sanki bunları hiç söylememişiz gibi bir ev beğendim ve emlakçıdan randevu aldım, eşim de şaşırdı. Ama “Sen beğenirsen tutarım” dedi. Sanırım karar vermemiz 5 dakika sürdü. Ziyaretten 4-5 gün sonra kontratı imzalarken bulduk kendimizi. Evet çok üstüste olacak her şey ve yorulacağız, zorlanacağız ama içimden bir ses en doğrusunun bu olduğunu ve bu evi kaçırsaydım başka ev bulamayacağımızı söylüyor. Evimiz yine 2+1 ama bu sefer 100m2… Balkon var, garaj var, asansör var, tam 4 kiler (İkisi evin içinde) var. Mutfağı da ayrı. Gelin geldiğim evde 2 sene boyunca çok güzel günler geçirdim ama çocuksuz çift veya bir bekar için uygundu.  Yeni evimiz bir aile hayatına uygun. Allah şimdi bebeğimizle bize daha güzel günler göstersin istiyorum. Yeni evin minik dezavantajları var ama çok fazla iyi yönü de var o yüzden mutluyum. Bebek ihtiyaç listesindekileri tamamlamaya çalışmak yetmezmiş gibi bir de evin eksiklerini alıyorum 🙂 Ama bunlar çok güzel telaşlar, gayet memnunum halimden.

HASTANE RANDEVULARI NASIL GEÇTİ? 

1) Üçüncü ve son resmi ultrason: Benim için hayal kırıklığı oldu. Tam 70 dakika sürdü çünkü Lokum Hanım özellikle karnı olmak üzere birçok yerini göstermedi. Üstelik bebeğimin haftasına göre az kilo aldığını öğrendim. Ancak eve gelip sakin kafayla düşününce 1600 gramın haftasına göre normal olduğunu düşündüm çünkü ben bu ultrason gününde 31h+1günlük hamileydim ama onlar 32+2 olarak hesapladılar. Ve 1850 gr olması gerektiğini söylediler. Zaten çocuk haftada 250 gr alıyor. Bu farkı açıklayacak başka bir sebep göremiyorum… Bebeğin gelişiminden şüphelendikleri için 5 şubat’a “takip ultrasonu” randevusu verdiler. Ve bana “3 hafta sonra gelin” dediler. Halbuki 21 ocakla 5 şubat arasında 2 hafta var. Bu Fransızların birçok konuda olduğu gibi hafta saymakla ilgili sorunları da var anlayacağınız… Benim başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelmiş midir acaba? Ebemin doğuma kadar her pazartesi eve gelip bebeğin kalbini dinlemesini (Fransızca’da buna ‘monitoring’ diyorlar) reçete ettiler. Galiba bu, Türkiye’de Non stress test denen şeyin ta kendisi. Ebe Jeanne’ım geldi hiçbir sorun yok dedi ama yine de doğuma kadar her hafta gelecek; ne de olsa emir hastaneden…

2) 8. Ay randevusu ve anestezist randevusu: Bunlar aynı gün 2 saat arayla olan randevulardı. 8. Ve 9. Ay rutin kontrollerinin zorunlu olarak hastanede yapıldığını söylemiştim. Elbette bu rdv’nun ana konusu o son ultrasonda konuşulanlardı. Doktor her şeyin yolunda olduğunu söyleyince rahatladım. Bebeğin biraz küçük olmasının annesinin de babasının da zayıf olmasından kaynaklandığını, sağlığının iyi olduğunu söyledi. Ben de o hafta hesabı muhabettine hiç girmedim. Gerek yok uzatmaya… Anestezi uzmanıyla ise görüşmem 10 dakikadan kısa sürdü. Skolyozumu kontrol etti, alerjik olup olmadığımı sordu. Epidural isteyip istemediğime doğum vaktinde ben karar vereceğim.

3) 5 şubat takip ultrasonu: bebek 2 haftada 300 gr almış 1900 gr olmuş. Büyüyor ama yavaş büyüyor. Eğer büyümesi durursa doğurtacaklar. Az da olsa büyümeye devam ettiği sürece doğumun kendiliğinden başlaması beklenecek. Bunları işitmek kolay değil tabii ama ben kızımın iyi olduğunu görüyorum, iyi olmayan bebek bu kadar hareket eder mi bu kadar tekme atar mı emin değilim. Zaten onlar da bebeğin iyi olduğunu sadece biraz küçük bir bebek olacağını söylüyorlar. Bunun 44 kiloyken hamile kalan biri için de normal olduğunu söylüyorlar. Lokum Hanım o kadar oynuyor ki organlarım sıkışıyor. Yeter ki o hareketli olsun ben göğüs kafesimin sıkışmasına, midemin ağzıma gelmesine razıyım. Çünkü kontrol gününde değilsek iyi olduğunu anlamamın tek yolu bu. 9. Ay randevusu 22 şubat’ta olacak, fırsattan istifade takip ultrasonu da çekilecek. Blogumu iyi takip edenler Fransa’da çok az ultrason çekildiğini hatta bir zamanlar bundan şikayetçi olduğumu biliyorlar. Bebekle ilgili şüpheler olunca işte böyle sık sık takip ultrasonları yapılıyor…

Kendimi yorgun hissediyorum bu aralar her şeyi çok yoğun yaşıyoruz. Ebenin eve gelmesi, ebeyle havuz ve teori dersleri, hastaneye gitmeler, emlakçıyla görüşmeler, kiracı adaylarının evi görmeye gelmesi derken o kadar çok randevum oluyor ki günleri karıştırmaya başladım. Kafası gidik bir hamile için bu kadarı fazla 🙂 umarım bu ev bir an evvel tutulur yoksa taşınmamıza rağmen Fransa yasalarına göre 2 kira daha ödeyeceğiz!!!

TEORİ DERSLERİ 

Geçen yazıda sözünü ettiğim teori derslerinde ne anlatıldığını merak edenleriniz olabilir.

-İlk ders: Gerçek doğum kasılmaları nasıl anlaşılır? Yalancılardan nasıl ayırt edilir? Gerçek kasılmalar başladıktan kaç saat sonra evden çıkılmalıdır? Evden çıkmadan önce nasıl duş alınmalıdır? Kasılmalardan önce akıntı olursa bunun çeşitleri nelerdir? Kasılma yoksa ama su gelmişse ne yapılır? Bebek rahme kaka yaparsa ne yapılır? Doğumda çığlık atmak gerçekçi midir? Hastanede kaç gece kalınır? Sezeryan olunursa olaylar nasıl gelişir? (Doğumdan öncesi ve sonrası) ve sezeryane nasıl karar verilir? Baba neden sizinle kalmayıp eve dinlenmeye gitmelidir? Miadını geçmiş gebelikte ne yapılır? Gebenin ateşi çıkarsa, tansiyonu yükselirse ne yapılır?

-İkinci ders: Vajinal masaja ne zaman başlanmalıdır, neden önemlidir, günde kaç kez yapılır? Gerçek sancılar başladığında ve hastanenin aciline gidildiğinde ilk yapılan işlemler nedir? Neden idrarda enfeksiyon olup olmadığına bakılır? Neden idrarda protein seviyesine bakılır ve kilo ölçümü yapılır? Doğum kanalı kaç cm ise doğum başlamış demektir? Doğum kanalının genişliği mi yoksa uzunluğu mu önemlidir? Morfin neden verilir? Epidural neden verilir? Su hala gelmemişse ne yapılır? Bebeğin kafası doğru gelmiyorsa düzeltme yöntemleri nedir? (Vantuz veya maşa) Bebek neden hemen ağlamayabilir? Ve nasıl ağlatılmalıdır? Plasenta kaç dakikada çıkmalıdır, çıkmazsa ne yapılır? Vajina yırtılırsa veya kesilmesi gerekmişse ne yapılır? Doğumdan sonra kaç hafta kanama devam eder?

-Son ders: Doğar doğmaz bebek neden annesinin göğsüne verilir? İlk hafta neden zordur? Bebek ilk 3 gün her göğüste kaçar dakika tutulur? 24 saatte kaç kere meme verilir? Bebek emerken uyursa ne yapılır? Kendiliğinden uyanmayan bebek kaç saatte bir uyandırılır? Bebek neden doğumdan sonra kilo kaybeder? Kolostrum kaç günde biter? Neden göğüslere sıcak suyla masaj yapılır? Bebeğe emzik vermek neden gereklidir? Kolostrumdan sonra bebek her göğüste kaçar dakika tutulur? Annenin günde kaç litre su içmesi elzemdir? Neden bebeğin ağlaması normaldir? Kaçıncı günden itibaren göğüsler görece hafifler? Kaçıncı haftadan itibaren nitelikli süt gelir? Göğüsler yara olduğunda neler yapılır? Kolik bebeğe neden probiyotik takviyesi yapılır? Bebek ilk 3 ay neden her istediğinde kucağa alınmalıdır? Neden evde bir kutu yapay mama bulundurmak faydalıdır?

MİNİK NOTLAR 

*35. hafta sonu itibariyle tam 56.5 kiloyum. Yani 12 kilodan fazla aldım.

*Bu ay beni bezdiren tek zorluk bel ağrısı oldu. Hele sabahları yataktan kalktığımda ağrımayan yerim yoktu. Hangi pozisyonda uyumayı denesem zorlandım ama yine de geçen aya göre geceleri daha çok uyudum.

* Hastane çantamı hazırladım. (22 şubat ihtimali için hazır olması gerekiyor.) Evde koliler de yavaş yavaş belirmeye başladı. Valla beni ilgilendirmez arkadaş! Ben doğum başlarsa çantamı alır çıkarım; taşınmayla eşim, kayınbiraderim ve annem ilgilenecek haha

*Size inanılmaz bir şey söyleyeceğim. En son 19’a düşen demirim günde 100mg demir takviyesi ve bol kuru üzüm sayesinde geçen ay 24’e bu ay da 26’ya çıktı. Başımıza taş yağacak. Fakat saç dökülmem hiç durmadı. Şimdi bu haldeyse herhalde emzirirken kel kalacağım.

*Siyah çizgi nihayet belirmeye başladı. Karnım da nasıl kaşınıyor gerinmekten! Hiç çatlak yok umarım çatlaksız atlatırım.

* Sezeryan ihtimali beni nasıl korkutuyor anlatamam. Normal doğum korkutur kadınları, beni sezeryan korkutuyor. (Normal doğum korkulmayacak bir şey değil ama her zaman tercihimdir) Vücudumda ömür boyu yarık iziyle yaşama ihtimali beni korkutuyor. Saatlerce bebeğimi yanıma vermeyecekleri düşüncesi, vücut doğum yaptığını anlamayacağı için günlerce sütümün gelmeyecek olması, normal doğuma oranla çok daha fazla kan kaybedecek olmak beni korkutuyor. İşte bu yüzden normal doğumu tercih etmeyenleri anlamıyorum, anlayamayacağım. Başkalarının ne düşündüğü beni ilgilendirmiyor ama ben sezeryan olmak zorunda kalırsam ömür boyu bu eksiklikle yaşarım. Çünkü sezeryanle doğurmuş olmuyoruz, bebeği karnımızdan çıkarttırmış oluyoruz.

BONUS: Hamileler adına konuşma haddinde bulunarak şunu söylemek istiyorum. Lütfen bize korkunç doğum hikayeleri anlatmayın. İnanın içinde bulunduğumuz ruh hali sebebiyle umrumuzda değil ne çektiğiniz. Bize gereken uyarıları, yani “şu ihtimal dahilindedir”, “bunun başınıza gelmesi olasıdır” gibi hatırlatmaları hazırlıksız yakalanmamamız için ebeler ve doktorlar münasip bir dille söylüyor. Zaten onların görevlerinden biri de bu. Fazladan senaryolara ihtiyacımız yok. Kolay doğum hikayesi dinlemekten hoşlanır mıyız? Evet. Biz demiyoruz ki “bize dikensiz gül bahçeleri vaat edin” Mükemmel değil kolay bir doğum hikayesi varsa anlatın. Aynı talebim emzirme, uyutma hatta çocuğun ergenliğiyle ilgili tecrübeleriniz için de geçerli. Teşekkürler 🙂

İşte böyle sevgili okuyucularım. Önümüzdeki ay son ayımı anlatmayı planlıyorum. (Hamileliğimin dokuz ay süreceğinden emin değilsem de…) Akabinde doğum maceramı anlatacağım, tabii detayları hatırlayabilirsem 🙂 ve ardından bebeğimle yaşadığım tecrübeler gelecek, o da vaktim ve enerjim olduğu sürece. Tekrar buluşana dek kendinize özen gösterin.

****************************************

Bonjour ! On est parti pour parler de mon huitième mois. Ce sera l’un de mes derniers posts sur la grossesse, et je ne cache pas que je suis un peu émue 🙂

PARLONS DE MES DÉFAUTS

La fin de la grossesse arrive rapidement désormais… L’heure du bilan approche : je veux donc aujourd’hui vous parler, non des choses que j’ai réussi à faire, mais plutôt de celles que je n’ai pas réussi à faire. Les voici :

  • Je n’ai pas dit “NON” à la pâtisserie : passées les premières semaines difficiles, je n’ai pas résisté à l’envie de manger des gâteaux. Il faut dire, pour ma défense, que le Meilleur Pâtissier était diffusé chaque semaine à la télévision !
  • Je n’ai pas bu assez d’eau : normalement, enceinte ou pas, nous devrions boire au moins 1,5 litres d’eau par jour… Malheureusement, je n’ai pas réussi à en boire autant. Pour combler ce manque, j’ai bu du Perrier également (j’aime beaucoup !).
  • Je n’ai parfois pas pu maîtriser mon stress : bien sûr, je n’ai pas eu de stress lié au travail, puisque je suis en free-lance… Toutefois, considérant les difficultés que j’ai rencontrées lors de la grossesse, j’ai été dans un état de stress assez important.
  • Je n’ai pas beaucoup marché : nous promenons notre toutou deux fois par jour, mais à part ça, je n’ai guère bougé à l’extérieur, hormis les samedis avec mon petit mari… En fait, nous n’avons pas d’ascenseur et, vu que nous habitons au deuxième étage, les escaliers me fatiguent beaucoup, et me contraignent quelque peu à rester à la maison.
  • J’ai mangé beaucoup de pain : normalement, il ne faudrait pas en manger autant, mais je n’ai pas pu résister… Le pain me donnait trop envie 🙂
  • Nous avons toujours dormi avec le toutou, et je n’ai pas toujours éteint mon téléphone : quand on vit avec un animal avec lequel on a une relation fusionnelle, eh bien c’est difficile de se défaire de cette habitude. D’autant plus que le toutou (vous le connaissez, c’est le phénomène qui a raconté son expérience à Hyères) est très dépendant, toujours collé à ses parents. Concernant l’histoire du téléphone, j’oubliais simplement de l’éteindre… ce qui, dans l’idéal, il faudrait faire mais des fois, quand je me réveille en pleine nuit, il m’aide à me rendormir.

ACCOUCHER D’ABORD ET DÉMÉNAGER ENSUITE… OU L’INVERSE ?

Quand nous avons commencé à acheter des jolies choses pour la petite, mon mari et moi-même avons réalisé que l’appartement devenait de plus en plus petit… et qu’il faudrait davantage d’espace pour accueillir le bout de chou ! Au début, nous avions décidé de rester jusqu’à l’accouchement, pensant que ce serait plus simple ainsi… Mais c’est alors qu’un jour, j’ai trouvé un appartement qui me plaisait beaucoup : plus grand, bien situé, bien éclairé… Nous avons donc décidé, une fois la visite effectuée, de le louer. Ainsi commence donc la transition… avant l’accouchement 🙂

LES RENDEZ-VOUS A L’HÔPITAL

  • Troisième et dernière échographie officielle : c’était un peu décevant pour nous car c’était très long, et nous avons également appris que le bébé ne grandissait pas autant que la moyenne. Par conséquent, il a été décidé de mettre en place un suivi régulier, avec d’autres échographies ainsi qu’un monitoring hebdomadaire (pour écouter le cœur de bébé) afin de s’assurer que la courbe de croissance évolue constamment.
  • Consultation du huitième mois et rendez-vous avec l’anesthésiste : comme je l’avais déjà précisé, les deux dernières consultations de suivi de grossesse se font à l’hôpital. J’ai profité de cette consultation pour demander si le bébé va bien, et ce malgré cette histoire de courbe de croissance… et la médecin m’a bien rassuré 🙂 Enfin, mon entrevue avec l’anesthésiste était brève : il m’a posé quelques questions pour savoir si j’ai des allergies, et a naturellement voulu voir ma scoliose. Au terme de cet échange, tout allait bien 🙂
  • Échographies de suivi : nous avons appris que le bébé gagne bien du poids. Pour le moment, la courbe de croissance évolue toujours, ce qui est un bon signe. Nous allons continuer cette surveillance jusqu’à la fin de la grossesse. Mon prochain rendez-vous sera le 22 février. Nous verrons à ce moment-là comment la courbe aura évolué… Selon les sages-femmes, il est normal que mon bébé soit plutôt petit ayant moi-même un petit gabarit (mon mari aussi a une morphologie de pitchoun).

QUELQUES PETITES NOTES SUR LE HUITIÈME MOIS

  • A la fin de la 35ème semaine, je pèse un peu plus de 56 kg. Cela veut dire, par conséquent, que j’ai gagné plus de 12 kg depuis le début de la grossesse.
  • Ce mois a été difficile sur le plan de la douleur au dos. Cela dit, j’ai quand même mieux dormi que les précédents mois.
  • Il m’est arrivé une chose miraculeuse… Je suis parvenue à augmenter mon niveau de fer, qui était, vous vous rappelez, plutôt bas il y a quelques semaines. Pourtant, ma perte de cheveux n’a pas cessé.
  • La fameuse Linea Negra est enfin apparue sur mon ventre. Je n’ai toujours pas de vergetures, et j’espère que je n’en aurai pas !
  • En général, les femmes ont peur de l’accouchement par voie basse… Dans mon cas, j’ai plutôt peur de la césarienne. J’espère que ça ne va pas se passer comme ça. Je veux rester toujours consciente à chaque moment de l’accouchement, et prendre mon bébé dans mes bras immédiatement.

Voilà mes amis 🙂 On se retrouve le mois prochain pour parler de mon dernier mois de grossesse. Prenez soin de vous, et gros bisous 🙂

 

Advertisements

1 Comment »

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s