Fransa’da Bebeğimle 3-6 Ay Arası Tecrübelerim

20 HAZİRAN-20 EYLÜL ARASI

Yeniden merhaba 🙂 Bebeğimle geçirdiğim 4., 5. ve 6. ayları özetlemek üzere buradayım. İlk üç ayın gördüğü ilgi beni memnun etti. Hadi başlayalım!

A) Dördüncü Ay

* Dördüncü ay minik bir sorunla başladı. (15 haftalıktı bebeğim) Hava sıcaklığı yüzünden hem iştahında hem de idrar miktarında dikkat çekici bir azalma oldu. Sabahları altı kuru uyanıyordu. İdrar yaptığında da koyu turuncu oluyordu rengi. Bir de uykusu çok ağırlaştı hep uyumak istiyor asla uyanmak istemiyordu. Teri ise anormal derecede kötü kokmaya başladı. Aklıma ilk gelen şey idrar yolu enfeksiyonu oldu ama uyanıkken davranışları tamamen normaldi ve ateşi hiç çıkmadı. Sonunda pediyatrı aradım. Su vermemi söyledi. Emin olmak için birkaç pediyatra daha sordum, hepsi aynı şeyi söyleyince birkaç gün mama+ ekstra su içirdim ve hemen eski idrar düzenine döndü. Her zamanki kadar uyumaya başladı. Hava sıcaklığı sürdükçe iştahı az olacak gibi görünüyor ama ben vücudu bir daha sıvısız kalmasın diye gereken miktarda mama içirmeye gayret ediyorum. Ağlasa da bitirtiyorum tüm biberonu. (İşin ilginç tarafı bu olay başımıza gelmeden önceki 10 gün boyunca çok fazla çiş yapmasıydı. Normalde günde 7 ilâ 10 kez bez değişilmelidir hadi en fazla 12 diyelim ama ben en az 15 kez bez değiştiriyordum. İdrarı azalınca sayı 5e düştü. Umarım bir daha olmaz) Bu arada saf su vermenin haricinde içinde mineraller ve vitaminler olan solüsyon da verdim. Normalde bu, ishal olursa bebeğe veriliyor kaybettiği sıvı ve mineralleri geri alsın diye. Kurak yaz sıcaklarında da veriliyormuş.

Ben yine de pediyatra götürdüm bi görsün diye ve söyledikleriyle içim rahatladı. (Durumunun çok iyi olduğunu söyledi, kilosu da 6kg’a dayanmış) Bu, bizim geçici pediyatrımız oldu çünkü doktorumuz ne yazık ki ciddi bir hastalıkla boğuşuyor. Sanırım artık hep bu yeni doktora götürmek zorunda kalabilirim. Ama ondan da memnun kaldım, oldukça tecrübeli bir kadın. Bana uyguladığım beslenme programını değiştirmemi söyledi. Bu aylarda daha çok miktarda ve daha uzun aralıklarla (4 öğün) sütünü içmesi daha iyiymiş bu yüzden yeni program aşağı yukarı şöyle:

8:00 veya 9:00 uyanıyor sütünü içiyor

9:00-11:00 veya 11:00-13:00 uyku

13:00 ikinci öğün(biberonu bitirtmekte zorlanıyorum)

14:00-16:00 uyku / bazen sadece 45 dk uyuyor

oyun parkında kendi kendine oynamaca

18:00 üçüncü öğün

22:00den itibaren uykuya geçiş

00:00 yarı uykulu yarı uyanık halde son öğün ve kapanış

Not: Bebeğime verdiğim yapay süt miktarı 90 ml ile başladı, 120, 150, 180 olarak gitti. Yakında 210 ve sonra 240 olacak.  Lokumcuk en başından beri az ile doyan bir çocuk ve ben bana söylenen miktarı ona içirmekte zorlanıyorum. Kendisi ne kadar içeceğini çok iyi biliyor. Doğduğundan beri her gün yaşıyoruz bu sorunu bazen zorla bitirtiyorum bazen zorlamıyorum. Her çocuk tek seferde lıkır lıkır içecek diye bir şey yok. Zaten kızımın bu konuda kime çektiği aşikar; ben de az ve sık yiyerek kendimi hep iyi hissetmişimdir. Sık yemezsem kan şekerim düşüyor, gözlerim kararıyor, bir seferde çok yersem de kusacak gibi oluyorum ve başım dönüyor.

* Uyku disiplini konusu: Son yazıda bebeğe dair hiçbir konuda kitap okumadığımı söylemiştim. Özellikle gece uykusu konusunda -kem göze şiş girsin- çok şanslıyız. Yine de ister istemez annelerin buluştuğu İnstagram sayfalarına gözüm kaydı ve uyku danışmanlarının söylediklerini okudum. Elbette bu konunun önemli olmasının sebebi hem bebeğin hem de ebeveynlerin fiziki ve ruhsal sağlıkları için uyumak zorunda olmalarıdır. Ancak dürüst konuşmak gerekirse bir yerden sonra bana tüm bunlar “kafa dinlemek için” çocuğu uyutma yöntemleri gibi görünüyor. Ben uyumayacaksa “peki uyuma, uykun yok demek ki” diyorum. Gün içinde hem benim dinleneceğim hem de işlerimi yapacağım kadar uyumuyor bazen; evet bu beni rahatsız ediyor ama üstelemiyorum ve bunu avantaja çevirip onunla vakit geçiriyorum. En zorlandığım anlarda “gün gelecek benimle değil arkadaşlarıyla vakit geçirecek, bazen eve gelmeyecek hatta evden ayrılacak o zaman bol bol uyurum” diyorum ve anın tadını çıkarıyorum. Yorgunluğun tadına varıyorum. Bu size ilk bakışta garip gelebilir ama üstüne düşündüğünüzde haklı olduğumu göreceksiniz.

Geçirdiğim Operasyonu Biraz Anlatmak İstiyorum

Bu konuyu açmak istemedim geçen yazıda ancak konuşulması gerektiğini sonradan anladım. Hemcinslerimin çok dikkat etmesi gereken bir konu çünkü. Bazı kadınların vajinasında veya (genelde) rahminde “duvar” denen (galiba Türkiye’de septum ismiyle biliniyor) bir parça doğuştan bulunurmuş. Bu parça sanki iki vajinanız veya iki rahminiz varmış gibi bir görünüme sebep olurmuş. Ve genelde kadınlar rahimlerinde duvar olduğu için düşük yaparmış. Çünkü bebek yer darlığından ötürü büyüyemezmiş. Benimki vajinadaymış ve şu yaşıma kadar ne kadar çok kez jinekoloğa gitsem de fark edilmemiş. Doğumun 17 saat sürmesinin bununla ilgisi yok ancak bebeğimin sıkışıp kalmasının ve benim belimi parçalamak pahasına ıkınmama rağmen doğuramamamın ve vantuz kullanılmasının sebebi bu. 17 saat boyunca yanımda sadece ebeler vardı son dakikada duvarı fark ettiler ve doktoru çağırdılar çünkü sadece doktorların vantuz kullanma yetkisi var. Doktor önce bebeği çıkardı ve derhal duvarı oradan temizledi. Ve ben ne olduğunu anlamadan duvardan kurtulmuş oldum. Duvar hem doğumu zora sokuyormuş, hem senelerce çok acılı regl geçirmemin sebebiymiş, hem de cinsel ilişkinin çok ağrılı olmasına yol açarmış. Vajina duvarları tespit edilemiyor, rahimdekiler daha kolay görülüyor, mutlaka doktorunuzla bu konuyu konuşun derim. İşte geçen 10 mayıs’taki hastane rdv’mun amacı duvarı kontrol etmekti. Çünkü bazen vajina duvarları alınmalarına rağmen rahme doğru tırmanırmış ve oraya yerleşirmiş. Ama bende yeniden duvar gelişimi yok. Yeni ve beklenmedik bilgiler nasıl da insanın başını döndürüyor değil mi?

Dördüncü ay randevusu: Bebeğimin 4. Ay rdv’su iyi geçti. Bu yeni doktor çok konuşkan, bilgilerini paylaşması güzel ama buyurgan bir tavrı var. 6040 gr olmuş bebişko.

B) Beşinci Ay

Bu ay gösterdiği beceriler:

Kızımdaki gelişmeleri her gün gözlemliyorum buraya yazmak istedim. Hepsi ayına göre normal davranışlar:

Lokum Hanım artık her zamankinden çok daha fazla sokuyor ellerini ağzına. Çok yakında dişlerinin çıkacağını düşünüyorum. Gece uykusu henüz etkilenmedi ama gündüzleri o elleri çıkaramıyorum ağzından. Bir de öğürüyor hatta kusuyor bu yüzden; o zaman üzülüyorum işte.

Çılgınlar gibi çığlık atıyor istediğini yaptırıyor -istediği şey de kucağa alınmak 🙂

Eline ne alsa ağzına götürüyor

Sırtüstü yatarken karnının üstüne dönüyor ama tam tersini o kadar kolay yapamıyor. Ayrıca ne kadar pratik yaptırsam da yüzüstü yatmaya bayılmadığını görüyorum. 2 dakika ile başladık bu egzersize 1 hafta içinde 7 dakikaya çıktı. Yüzükoyun yatmaktan zevk alsın diye türlü maymunluklar yapıyorum eğlenmesini sağlıyorum işe yarıyor allahtan

Elleriyle ayaklarını tutuyor

Çıkıntılar dikkatini çektiği için en çok burnumla oynamayı seviyor. Kolyelerimi boynumdan çekmek de en sevdiği aktivitelerden biri oldu. Bazen tırnaklarını geçirse de sesimi çıkarmıyorum.

Sırtüstü yatarken başını kaldırıp ayaklarının ucuna bakıyor

Ağzındaki emziğini çıkarıyor inceleyip inceleyip geri sokuyor ağzına 🙂

Kahkahalar atıyor, babasının onu hafif korkutan sesle taklitler yapmasına bayılıyor

Artık bilinçli olarak benim kollarımda uyumak istiyor (Kendini o sırada güvende hissetmeye ihtiyacı demek ki. Ben kızımı asla geri çevirmem; “hayır tek başına uyuyacak” diye ısrar ederek gaddarlık yapmam)

Ona yere dikey ve paralel olarak uzatılan her şeye elini uzatıyor ve de tutup alıyor

Lokum Hanım’ı bu ay ilk kez kendi kendine uyumaya bıraktım, kesin bilgi: bebekler bunu başarıyor yeter ki onların bir birey olduğunu aklınızdan çıkarmayın biraz kendi yolunu kendisinin bulmasına yol açın

Bu ay ilk kez kendimi hiç düşünmediğimi fark ettim. Çalışmaktan vazgeçmedim ve buna hiiiç niyetim yok; evden çalışmaya devam ama kendimle hiç ilgilenmedim. Doğumdan sonra bile kendimi hep öncelikli gördüm bu yüzden geri planda kalmam beni şaşırttı. Bakalım bu durum geçici mi yoksa kalıcı mı olacak?

Sorunlu emzik olayı: evet başımıza bu da geldi. Emzikleri ayda bir değiştiriyorum ve eskileri atıyorum ama iki emziği 2 hafta kullanıp atmak zorunda kaldım. Çünkü lokum ciğerlerinden garip garip sesler çıkarmaya başladı; korkarak acile gittik “hiçbir sorunu yok” dediler ve ben bu duruma açıklama bulamayan çaresiz halimle eve gelip emzikleri inceledim. Çok garip bir görüntüsü vardı içinde baloncuklar oluşmuştu. Fark ettiğim gibi attım emzikleri. Lokum normal nefes alıp vermeye geri döndü.

Uyku Konusuna Ayrı Başlık Açmak İstedim

Evet bu konuya değinmek istedim, bebeğimde büyük bir değişiklik olmadığı sürece de bir daha bahsini açmayacağım. Şu an bu satırları kendi kendine uyuyan 21 haftalık miniğim yanımda huzurla uyurken yazıyorum bunları. Bu yüzden gururluyum. Lokum Hanım ana rahmindeyken çok huzurlu 9 ay geçirdi. Tabii riskler ve diğer bazı sorunlar dışında… Neden? Çünkü ben iş hayatında değilim yani stres, sıkıntı yok benim hayatımda. Bu yüzden ne zaman istersem uyudum ne zaman istersem uyandım. Bunun Lokum’un ilk gününden beri uyuyan ve uyumlu&huzurlu bir çocuk olmasında çok büyük payı var. İkinci etken ise benim ona doğar doğmaz birey muamelesi yapmam ve her şeyi başarabileceğine inanmamdır. Üçüncü etken anne sütü almaması dolayısıyla disiplinli bir bebek olmasıdır. Yatacağı saat belli, uyuyacağı saat, oynayacağı saat bellidir. Bu yüzden hayatımız çok kolaylaştı. Lokum Hanım ilk aylar gece boyu 4 saat uyudu(gece uykusuna çok meyilli bir bebek olarak doğdu), sonra 5-6ya çıktı. Şimdi deliksiz 8-9 saat uyuyor. Gündüzleri de 2+2 saat uyuyor istisnalar hariç. İlk dönemlerde ben gece 3e saat kurardım mamasını vermek veya süt sağıp vermek için sonra nasılsa ağlayarak uyandırıyor deyip alarm kurmayı bırakmıştım. Bir baktım ki biz ailecek sabah 7ye kadar uyuyoruz bebek bizi uyandırmamış. Kilosunda 1 kez bile sorun yaşamadığımız için pediyatr “tamam böyle gitsin o zaman” dedi. İşte bebeğin uykusunu bölmemek hayatımıza böylece girmiş oldu ve Lokum şimdi bir yetişkin gibi gece uykusu uyuyor. Bizim tek sorunumuz yatağını sevmemesi ve bizimle uyumak istemesiydi. Yan yatak alınca bu sorun bitiverdi çünkü yeni yatağını çok sevdi.

Peki kendi kendine uyumaya nasıl geçtik? O da hayatın doğal akışında gerçekleşti. Bir öğle vakti ben onun uyumasını beklerken uyuyakalmışım. Uyandığımda bir parmağımı kavramış halde uyurken buldum küçüğümü. Peki geceleri? normalde son öğününü alır almaz uyuyan ve gece boyu uyanmayan bebeğim öğünden sonra uyanık kalmaya devam etti. Ben de “eyvah, dedim, acaba düzenimiz bozuluyor mu?!” 1-2 gece kollarımda uyutmaya çalıştım ama uyumuyordu belim koptu ağrıdan. Sonunda eşim dedi ki “madem gündüzleri tek başına uyumaya başladı, bırak yatağına ağlayana kadar uyuyalım sonra düşünürüz”. Biz sandık ki 15 dakika sonra koparacak yaygarayı. Gözümü açtığımda sabah olmak üzereydi ve bizimki uyumuştu. Artık dedim bana kimse bebek taşıtamaz zaten benim belim sakat ve Lokum da her geçen gün ağırlaşıyor. Sonraki gecelerde tek gözümle uykuya geçişini an be an izledim. En az yarım saat sürüyor ama asla ağlamıyor (ağlasa kollarıma alırım kıyamam) gururla izliyorum tek başına nasıl becerdiğini. Uyku tulumunun içinde hareketlerinin kısıtlı olması onu yoruyor ve pes edip uykuya daha kolay dalıyor.

İşte böyle… Instagram’da uyku koçlarının paylaşımları altında o kadar çaresiz anneler görüyorum ki artık onlarda bir sorun olduğunu düşünmeye başladım. Bebeğinize güvenin ve Allah aşkına emzirme inadı yüzünden gaz belasının hayatınızı mahvetmesine izin vermeyin. Ve unutmayın sadece gaz yüzünden değil anne sütüyle yeteri kadar doymadıkları için de gece uyanıyorlar.

Tabii şunu da unutmamak gerekir: ben yurtdışında yalnız olmanın ne kadar dezavantajını yaşadıysam şimdi de o kadar avantajını yaşıyorum. Çok bilenlerin beni manipüle etmesi mümkün olmuyor böylece içgüdülerime ve bebeğime odaklanabiliyorum. Kafamı karıştıramıyor kimse. Siz siz olun asla başkasını dinlemeyin. Sadece iç sesinize ve bebeğinizin verdiği mesajlara kulak asın. Bakalım kızım diş çıkarırken bozulacak mı uykusu? Şimdi merakla o günleri bekliyorum.

Beşinci ay rdv: kendi pediyatrımıza döndük. Kadıncağız da iyileşmiş inşallah bir daha hastalanmaz, ben onunla enerjimizin daha iyi uyuştuğunu düşünüyorum. Rdv gayet güzel geçti. 6530 gr olmuş bebişko. Artık ek gıdaya geçeceğiz. Bu arada ben bebeğimin dudak bağı olduğunu fark ettim ve hazır muayenedeyken sordum önemli mi diye. Doktor bana ön iki dişinin biraz ayrık olacağını onun dışında hiçbir sorun teşkil etmediğini söyledi. Tabii ben biraz araştırdım ve bu dudak veya dil bağlarının emzirmeye engel olduğunu çünkü annede normalden çok daha fazla acıya sebep olduğunu okudum. Demek ki emziremememin sebebi buymuş. Kısmet… yapacak bir şey yok.

C) Altıncı Ay

Bu ay gösterdiği beceriler:

Ayaklarını artık ağzına götürüyor ve baş parmağını emiyor. Bundan çok zevk aldığı belli, izlemesi de çok eğlenceli

Yüzükoyun uyuyor ve nefesi kesilmiyor, kendisi ayarlayabiliyor

İsmini duyunca bakıyor (hem Océane hem Okyanus denince ismini tanıyor, Lokum deyince bakmıyor)

Reflü yüzünden süt ağzına geri gelince bunu kontrol edebiliyor ve çıkarmadan geri yutuyor (eğer gerçek bir kusmuksa kontrol edemiyor ve kusuyor) zaten reflüsü %90 bitti diyebilirim ah ne çektik be

Biz oturtmaya zorlamıyoruz ancak kucağımıza alınca kendi kendine oturur pozisyona geçiyor, öne doğru eğilip masadaki tabağa, bardağa uzanıyor ve o halde duruyor bizden aldığı desteğe güvenip

Artık yüzükoyun günlük aktivitelerimiz onun için eğlence kıvamına geldi. Başlarda nefret ediyordu bu da beni korkutuyordu artık hiç endişem kalmadı. Dakika tutmayı bile bıraktım. Ayrıca ellerini artık yumruk halinde tutmuyor avuçlarını açıyor hatta oyuncaklarını tutuyor ve dirseklerinin üzerinde duruyor. Başlarda strese girdiği için yumruklarını açmazdı şimdi kendine güveniyor

Her günün her uyku seansında olmasa da kendi kendine uykuya dalmalar artmaya başladı bu da bel ağrılarıma iyi geldi 🙂

Sırtüstünden yüzükoyuna döndüğünde karnının altında kalan kollarını çıkaramıyordu artık çıkarıyor. Ancak yüzükoyunken hala sırt üstüne dönmesi nadir… kollarını çıkaramadığında asla yardım etmedim onun tek başına becereceğini biliyordum uğraştı uğraştı sonunda başardı

Kendini sırtüstünden yüzükoyuna döndürdüğünde yatağın üstünde bir köşeden diğerine sürünerek gidebiliyor

Dizlerinin üstünde durmaya çalışıyor ama henüz yapamıyor

Koltukaltlarından biz tutarken ayakta durmak kadar sevdiği bir şey yok şu hayatta. Oturmadan önce yürüyecek sanırım 🙂

Bu aydan itibaren elinden alınan veya düşürdüğü şeyler için ağlamaya başladı, eskiden fark etmezdi bile.

Bebekli İlk Tatilimiz Nasıl Geçti?

Lokum Hanım’a evde verdiğim disiplinin aleyhime döneceği asla aklıma gelmezdi. Evde birçok oda olduğu için ve her birinde bulunma sebepleri ve de süreleri farklı olduğu için Lokum artık buna alışmıştı. Ancak otel odasında sadece yatak ve banyo var biliyorsunuz. Uyku saati olmamasına rağmen yatakta olmamız (tv izlemek için mesela) lokumun kafasını karıştırdı. Mekan değiştirmek isteyince en fazla banyoya gidebiliyorsunuz. Bu yüzden akşamları yürüyüş yaptık ama ondan da sıkıldı ve odaya döndük. Gece uykusunda hiçbir sorun yaşamadık yine 8 saat uyudu her gece. Gündüz uykuları biraz şaştı çünkü plajda çok gürültü var (sadece 2 kez plajda uyutabildim) bu yüzden eşim onu odaya götürmek zorunda kaldı. Bebekli tatilden dinlenme beklememek gerekir ben beklemediğim için hayal kırıklığı yaşamadım ama eşim dinlenmeyi umuyormuş o yüzden biraz somurttu. Benim beklediklerim günde 3 kez sofra hazırlamamak, çalışmamak, mutfak toplamamak, denize girmek ve biraz da güneşlenmekti. Tüm beklentim karşılandı. Yatak 200×200 olduğu için bebeği aramızda yatırdık. Odada bebek yatağı vardı ama ben özlemişim bebeğimle uyumayı. Kayınvalidemlerde geçirdiğimiz 3 gün 3 gecede neredeyse hiçbir sorun yaşamadık. Gündüz ve gece uykuları çok iyiydi. Evleri geniş olduğu için oda-salon-mutfak hatta bahçe değişimleri yapabiliyordum ve doğada yürüyüşlere çıkıyorduk. Son olarak araba yolculuğundan bahsedeyim: Besançon’dan Saint André 7 saat, Saint andré’den Nice 2 saat, Nice’ten Besançon ise tam 10,5 saat sürdü. İlk iki yolculuğun %98ini uyuyarak geçirdi. Son yolculuğun ise toplamda 6 saatinde uyudu. 2 saatinde sakin sakin mamasını içmekle meşguldü yani 2,5 saat onun için de bizim için de zor geçti.

Ek gıda serüvenimiz: 22. Haftadan itibaren başlayabilirdim aslında, doktorumuz öyle demişti ancak araya tatil gireceği için erteledim. Çünkü marketten mama almak istemedim, kendi düzenimde hazırlamak istedim her şeyi. Üstelik buharda pişirme makinası aldım onun da gelmesi uzun sürdü. Dolayısıyla 25. Hafta itibariyle ek gıdaya başladık. Bence bu makinadan çocuk olsun veya olmasın herkes almalı sağlık için. Şimdi size doktorun ek gıda hakkında söylediklerini özetleyeceğim (Türkiye’den farklı mı hiç fikrim yok):

-ilk 15 gün sadece öğle öğününde ve sadece sebze yiyecek (verilebilen sebzeler: patates, domates, brokoli, pırasanın beyazı, çekirdekleri çıkarılan kabak, tatlı patates)

-sonra meyveye başlanacak (yasaklı meyve yok) 15 gün sebze+meyve şeklinde gidilecek

-bebeğin reddettiği sebze ya da meyve 8-10 kez düzenli aralıklarla yeniden bebeğe zorlamadan sunulacak. 10 kerenin sonunda hala istemiyorsa sevmedi demektir

-yiyeceği miktarda ısrar edilmeyecek

-damak tadına saygı gösterilecek

-sebzeye tuz eklenecekse sadece pişirme esnasında eklenebilir (ben eklemiyorum asla)

ilk öğün: 210 ml (miktarı bitirmesinde sıkıntı devam ediyor)

ikinci öğün: 150 ml süt+ 130 gr sebze +100 gr meyve püresi(sorunsuz yiyor hepsini)

üçüncü öğün: 210 ml süt

son öğün: aynı şekilde sütünü içip uyuyor ama ben 150 ml içip uyuyakalıyorsa ısrar etmiyorum yorgun oluyorum uyumak istiyorum. Süt uğruna uyandırsam hem içmez, boşuna uyandırmış olurum hem kendim de uyuyamamış olurum

Ek gıda serüvenimizi 6-9. aylar yazısında anlatacağım; tecrübelerim birikmiş olur o zamana kadar 🙂

Altıncı ay rdv: Bebişkom tam 26 haftalıkken rdv’ya gittik. Bu sefer aşı telaşı yoktu. Lokumcuk 68 cm ve 6800 gr olmuş. Tüm muayenesi sorunsuzdu sadece kilosu düşüktü. En az 7kg olması gerekiyordu. Tahmin ediyordum çünkü son 10 gündür hiçbir biberonu bitirmiyor. Sıkılıyor doyuyor ama bu konunun üstüne eğileceğim 7. ay boyunca mecbur… Veee ilk dişi çıkmış! Muayene esnasında fark ettik 🙂 1milim kadarı görünüyor 🙂 Birkaç gece saat 2 civarı uyanmıştı demek bu yüzdenmiş  çünkü hiç adeti değildir.

3 ayı güzel özetlediğimi düşünüyorum. Hem bebekli hayatımızı merak eden hem de bebek gelişimini öğrenmek isteyenlerin sorularına yanıt vermişimdir umarım. 6-9 ay arasını anlatana dek kendinize iyi davranın 🙂

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s