Güzelim Lille / Lille Ma Belle

Merhaba! Bugün çok heyecanlıyım çünkü çok sevdiğim ve ne yazık ki sadece 6 saat geçirdiğim Lille’i yazacağım. Bu yazının en önemli özelliği eşimle (o zamanki sevgilimle) değil tek başına gezmiş olduğum bir şehirden bahsetmesi. Kendisi benimle bu günü deneyimlemediyse de Fransız/Frankofon okurlar için yazının Fransızca versiyonu olacak elbette.

Bonjour à tous ! Nous sommes très heureux de partager nos souvenirs de Lille, magnifique ville du nord de la France, à près d’une heure de Paris en train. Ce chapitre vous sera contée à travers les yeux de ma chère et tendre qui, lors de son stage à Bruxelles, avait profité d’un jour de libre pour passer du temps dans la grande ville des chtimis !

Hiç unutmuyorum, Lille’e 22 Mayıs 2015 günü gittim. O dönem 6 aylığına Brüksel’de yaşıyordum ama inanın Fransa’yı çok özlüyordum. En kısa mesafede günübirlik ve tek başıma nereye gidebilirdim Fransa sınırları içinde? Elbette Lille! Şehri hiç bilmememe rağmen çok iyi bir seçim yapmışım çünkü Lille çok ama çok güzel bir şehir. Sabah erkenden kalkıp Brüksel’in “güney istasyonu”na (Bruxelles-Midi) gittim. (Bu arada blogta Brüksel’i anlatmak için de sabırsızlanıyorum) Sırt çantama sandviç, meyve ve su almıştım. Kahvaltımı trende edecektim. Garda kafamı kaldırdığımda şu manzara beni çocuklar gibi mutlu etmiş olmalı ki o andaki hissi hep hatırlamak için fotoğrafını çekmişim:

Nous sommes donc le 22 mai 2015. La France lui manquant beaucoup, ma belle épouse décide de traverser la frontière franco-belge et de visiter une ville française à proximité… Son choix s’est finalement porté sur Lille, une des plus grandes et belles villes de France ! Et ce fut un très bon choix, car vu qu’elle ne connaissait pas la ville, c’était une belle opportunité de la découvrir. C’est donc le cœur léger qu’elle prend le train depuis la gare de Bruxelles-Midi : après un peu plus d’une heure de trajet, la gare de Lille-Europe est enfin à portée de vue 🙂

fotoğraf 1 (3)

Az bir rötarla 1.5 saat sonra Lille’e varmıştım. Şehrin haritasında da göreceğiniz gibi Lille-Europe Garı‘ndan aşağı, şehir merkezine doğru indiğinizde (10 dk sürüyor) Rue de Paris‘ye (Paris Caddesi) çıkıyorsunuz. Bir gün önceden sınırlı vakitte gezilecek en önemli yerleri ve haritayı hazırladığım için bu caddeye çıktığımda sağa dönüp ilerlersem Place Charles de Gaulle‘e (Charles de Gaulle Meydanı) çıkacağımı biliyordum. Nitekim Rue de Paris’den itibaren 5 dk sonra oradaydım. Fransa’nın Columbus Cafe‘den sonra en sevdiğim kahvecisi Paul‘e oturup kahvemi içtim ve bir yandan meydanı izlerken bir yandan da yapacaklarımı sıraladım. Şansıma hava müthişti ve meydan cıvıl cıvıldı!

Se rendre au centre-ville depuis la Gare Lille-Europe est très simple : après une descente d’environ 10 minutes, vous voilà à la rue de Paris. Tournez ensuite à droite, comptez dix nouvelles minutes, et vous arrivez à la célèbre place Charles de Gaulle, que vous pouvez admirer sur la photo ci-dessous. Ce jour-là, il faisait très beau, et la place était fréquentée par une foule de jeunes, qui en font un point de rendez-vous privilégié. C’est en effet l’endroit idéal pour faire une pause : ma jolie épouse a pris un bon café chez Paul, son préféré avec le Columbus Café, tout en organisant soigneusement sa journée de visite 🙂

fotoğraf 3 (4)

Meydandaki opera binası

Le magnifique Opéra de Lille 🙂

fotoğraf 2 (4)

Bu bisiklet durağına bayıldım. Her Avrupa şehrinde bisikletlere belediye tarafından farklı renkler verildiğini görmek beni mutlu ediyor. Paris’te mavi, Brüksel’de sarı, Lille’de kırmızı, Besançon’da sarı… Tüm bisikletlerin sıralı ve eksiksiz durması fotoğrafım için çok güzel olduysa da böylesine sıcak havada kimsenin bisiklet kiralamamasına anlam verememiştim.

Mon épouse a beaucoup aimé cette station de vélos 🙂 à vrai dire, c’est très intéressant de voir que l’identité de chaque municipalité se voit reflétée dans la couleur choisie : jaune pour les vélos de Besançon et de Bruxelles, bleu pour ceux de Paris, et rouge pour ceux de Lille 🙂 sur cette photo, il est surprenant de voir tous ces vélos non-loués, alors que le temps est propice à une belle promenade !

fotoğraf 4 (3)

Lille’de bir kilise. Duvarındaki yazıda, anıtın, 1914-18 ve 1939-45 yılları arasında Lille’in hayatını kaybeden evlatlarına adandığı belirtilmiş.

Un monument dédié à la mémoire des enfants soldats et civils de la ville de Lille, morts pour la paix lors des terribles combats des années 1914-18 et 1939-45.

fotoğraf 5 (2)

Şehrin batısını gezmeyi henüz bitirmedim. Hemen Vieux Lille‘e (tarihi şehir) daldım. Minik patiseriler, ekmek fırınları, barlar, eski müstakil evler, vitrinine bir inci kolye bir beyaz şapka koymuş ama içi muhteşem gelinliklerle dolu gelinlikçiler, antika biblo dükkanları… Sanki masaldan çıkmış sokaklardan yürüyordum.

Direction maintenant le Vieux Lille, où fourmillent des commerces et maisons tous plus charmants les uns que les autres : des boulangeries, des pâtisseries, des bars, des vendeurs de bibelots antiques, ainsi que des magasins de robes de mariés empreintes d’humilité et de classicisme… Un véritable paysage de contes de fée 🙂

^C40726E1A5FD91CB539A448E7B8EEB16ECFAD0481ED3BB7356^pimgpsh_fullsize_distr

^4897C7638262DED8B9D1C0169CC03C059B9A43AEE84F986A5F^pimgpsh_fullsize_distr

Önümdeki harita Rue de Paris’de bu sefer sola dönersem Porte de Paris‘yi (Paris Kapısı) göreceğimi söylüyordu. Ben de hemen onu görmek için olduğum yerden ters yöne doğru yürümeye başladım. Adından da anlayacağınız gibi bu kapının sembolik ve tarihi anlamı kapının önündeki yoldan ilerlerseniz Paris’e ulaşabiliyor olmanız. Eski zamanlarda atlılar bu yoldan Paris’e gidip gelirmiş.

Après avoir visité l’ouest du centre ville, il était temps de se rendre de l’autre côté vers la magnifique Porte de Paris, majestueux monument qui symbolise la direction à prendre pour gagner la capitale française 🙂

fotoğraf 1 (4)fotoğraf 2 (5)

Baharın şu güzelliğine bakar mısınız…

Ce jour-là, Lille était le très beau témoignage d’un printemps coloré et fleuri 🙂

11182186_10153262556705692_6230477273923586228_n

Üstelik şehrin Paris Kapısı tarafında görmek istediğim Lille Müzesi vardı. Brüksel’de staj yapıyorsam da hala Fransa’da master öğrencisiydim ve öğrenci indiriminden yararlanmak harikaydı. 6 saatlik gezinin 3 saatini bu müzede harcadım, muhteşem vakit geçirdim. Malesef buraya müzeden çektiğim tüm fotoğrafları koymam mümkün değil sadece birkaç tane koyabileceğim.

C’est aussi là que se trouve le Musée des Beaux-Arts de Lille où mon ange, en passionnée d’art et d’histoire, a passé près de trois heures… soit la moitié du séjour ! Malheureusement, il n’était pas possible de poster toutes les photos de ce grand lieu culturel, mais en voici quelques-unes qui, nous l’espérons, vous donneront envie de vous y rendre à votre tour 🙂

^953F3196B22361E184E844082A6377541DECBAC54B24ADB823^pimgpsh_fullsize_distr

IMG_0358

Günün sonu, gün kadar sempatik değildi ne yazık ki. Ben tren saatine yarım saat kala gardaydım ve treni beklerken karnımı doyurdum. Tam trene gideceğim, 1.5 saat rötar olduğu yazıldı tabelada. Hava soğumaya başlamıştı ve şehir merkezine dönmek istemiyordum. Tek başıma sıkılarak garda bekledim, dergileri karıştırdım. Neyse vakit bir şekilde geçti ama bu sefer de trenin kalkmasına 5 dk kala trenin Lille-Europe Garı’ndan değil 5 dk ötedeki Lille-Flandres Garı‘ndan kalkacağı yazıldı. Nasıl oraya koştum da treni yakaladım hala hatırlamıyorum. Yerime oturduğumda nefes nefeseydim zaten benim binmemle trenin hareket etmesi bir oldu. Büyük stres yaşadım treni kaçırsaydım nerede kalabilirdim ki? Neyse sonunda Brüksel’deki evime ulaştım ve mutluluk&yorgunluk karışımı duygular beni tatlı bir uykunun kollarına bıraktı.

La fin du séjour a été plus mouvementée que prévue… De retour à Lille-Europe, le train pour Bruxelles-Midi est annoncé avec un retard d’une heure et demi, ce qui a donc donné le temps à mon amour de manger et de parcourir les magazines. Mais malheureusement, quelques minutes avant le départ, il est finalement annoncé que le train partira non pas de Lille-Europe, mais de Lille-Flandres ! Ma petite Wonder Woman a donc couru comme l’éclair pour changer de gare, et attraper son train à temps ! Une fois assise confortablement, il lui a fallu un bon moment pour reprendre son souffle… à vrai dire, rater le train aurait sérieusement compliqué le retour sur Bruxelles. Revenue dans son appartement, toutes ces émotions, liées à la découverte d’une superbe ville et le stress du retour, ont envoyé ma bien-aimée dans les bras de Morphée !

Lille hakkında söyleyebileceklerim bu kadar. İnşallah bir gün yeniden -ve bu sefer orada bir dönem yaşadığını da bildiğim- eşimle gitmek kısmet olur. O vakit Lille için bir bölüm daha yazarız. İnsanın her gün kendisini daha önce yapmadığı bir yenilikle meşgul etmesi mümkün olmuyor. Ben o gün bunu Lille’i tek başıma gezerek başarmıştım. Çok güzel bir duyguydu. Herkese ama herkese (bir günlüğüne, bir haftalığına veya ne kadar isterse) bir şehri tek başına keşfetmesini tavsiye ederim.

Voici tous les souvenirs lillois de ma femme… Mais vu que nous sommes de grands voyageurs, nous y retournerons très certainement, et cette fois-ci nous serons ensemble ! En tout cas, il est toujours intéressant de découvrir une ville seul, afin de s’imprégner au maximum de sa culture, de son histoire et de la beauté de ses maisons 🙂

Marsilya anılarımızın ikinci bölümünde görüşeceğiz!

A la prochaine les amis, pour un nouveau post sur Marseille 🙂

Advertisements

1 Comment »

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s