Brüksel’de 6 Ay / 6 Mois à Bruxelles

Merhaba hepinize! Bugün farklı bir macerayla yeniden beraberiz. En son, canım eşim 1 sene yaşadığı Halifax şehrini anlatmaya başlamıştı (devamı gelecek). Ben de şimdi 6 ay yaşadığım Brüksel’i anlatacağım. Fransa’da yaptığımız Master programının zorunlu stajı için bir şirket veya STK bulmam gerekiyordu. Bana tek olumlu yanıt Brüksel’deki bir STK’dan geldiği için çok sevdiğim ve doyamadığım Aix-en-Provence’tan ayrılmak zorunda kaldım ve Brüksel’e yerleştim. Gönül isterdi ki orada bir staj bulayım ama olsun; böylece bir şehir daha görmüş, tanımış oldum 🙂

Bonjour à tous 🙂 aujourd’hui, nous nous retrouvons pour une nouvelle aventure à l’étranger. Je vous ai récemment emmené à Halifax, très belle ville canadienne où nous devons d’ailleurs retourner à l’occasion d’un prochain post… Cette fois-ci, c’est ma chère et tendre épouse qui va partager son expérience à Bruxelles 🙂 Tout commence en 2014, alors que nous étions tous les deux en Master II… et en train de vivre nos premiers moments amoureux 🙂 En pleine recherche d’un stage de fin d’études, ma promise avait finalement reçu une réponse positive de la part d’une ONG turque très connue, et basée à Bruxelles. Nous aurions tous les deux aimés rester à Aix-en-Provence, là où naquit notre amour… mais le devoir nous appelait chacun de notre côté !

Brüksel’deki en büyük sıkıntı tanıdığım kimsenin olmamasıydı. Ocak-Temmuz 2015 dönemi boyunca tek başımaydım. Stajı bulduğum gibi ev aramaya başlamıştım ve ne mutlu ki çok tatlı bir hanım bahçeli, 2 katlı evinin çatıkatını kiraya vermek istiyordu. Hemen anlaştık hatta beni Bruxelles-Midi garında karşıladı. Aix-en-Provence’taki minik evimden ayrılmak üzücüydü ama buradaki evim de çok güzeldi; kendime ait banyo ve mutfağım vardı. Ev sahibimle yaşamamıza rağmen kendime ait bir hayatım vardı. Ev sahibim o kadar tatlıydı ki benim için çok konforlu bir yatak bile aldı. Belimdeki sıkıntıyı ona anlatmıştım ve evdeki yatağın bana uygun olmadığını söylemiştim. Gitti bana yatak aldı, bu iyiliğini hiç unutmayacağım.

Sachant qu’elle ne connaissait personne à Bruxelles, mon soleil a recherché en avance un logement… qu’elle a finalement trouvé avant de partir d’Aix-en-Provence 🙂 Franchement, elle m’épate ! Et la cerise sur le gâteau : la propriétaire de ce logement, situé au dernier étage d’un bel immeuble de banlieue, s’est avérée particulièrement accueillante et gentille, au point d’être allée chercher ma promise à la gare Bruxelles-Midi !!! Et ce n’est pas tout : elle a même décidé de changer le matelas du lit, pour s’assurer que sa nouvelle jolie locataire ne souffre pas de douleurs de dos ! Incroyable…

Stajımın dünyanın en iyi, en verimli stajı olduğunu söyleyemem, yine de bana verilen görevleri yerine getirmeye çalıştım. Benim için en önemlisi sağ salim master’ımı bitirmekti bunun için de hiç sevemediğim stajı tamamlamak zorundaydım. Üstelik master’ımı Fransız Devleti’nin bursuyla yapıyordum yani bir sorumluluk vardı üzerimde. Ama bu durum motivasyonsuzluğun verdiği “sahip olduğum potansiyeli iş yerinde göstermeme sendromu”na engel olamadı. Brüksel’de bir gelecek göremediğim için kendimi göstermemenin çok da önemi yoktu.

Cette période n’était cependant pas la plus facile… Ma promise était seule de janvier à juillet 2015. Nous parlions autant que possible, mais ce n’était guère facile : avec six heures de décalage entre Bruxelles et New York, il fallait que je me dépêche de rentrer le soir pour discuter un peu avec elle, qui veillait donc tard le soir, parfois même jusqu’à deux heures du matin (c’est l’amour !)… Par ailleurs, son stage n’était, selon ses propres mots, certainement pas le meilleur du monde, mais malgré certains moments plutôt démotivants, elle s’est efforcée de toujours bien faire le travail qu’on lui demandait…

İşimden arta kalan zamanda tek başıma olmanın avantajlarını yaşamaya çalıştım. Bol bol okudum ve yazdım, çok gezdim, Brüksel’in altını üstüne getirdim. En sevdiğim ise -özellikle bahar geldiğinde- evimin yürüyerek 10 dakika uzağındaki Bois de la Cambre‘a (orman) gitmekti. Elbette insanların ailesiyle, sevgilisiyle orada olduğunu görmek beni üzüyordu ama yine de piknik yapıyor, güneşleniyor, kitap okuyordum. Ziyaretçilerim aslında o kadar çoktu ki “bu nasıl yalnızlık!” diyebilirsiniz 🙂 Ocak’ta bir arkadaşım, şubatta ananem, mayıs ayının başında annem ve sonunda başka bir arkadaşım, haziran sonunda da eşim -o zamanki erkek arkadaşım- (Kendisi New York’ta stajını yaptı) beni görmeye geldiler. Çok da iyi oldu. Fransa’da da ailemi ve arkadaşlarımı ağırlamıştım. Ormandan bir kare paylaşmak istiyorum

Mais il n’y a pas que le travail dans la vie ! Ma promise a donc cherché à bien profiter de son séjour à Bruxelles pour découvrir la culture et l’histoire de ce beau pays qu’est la Belgique : elle a visité quasiment tous les musées, et au printemps, faisait régulièrement des bains de soleil au Bois de la Cambre, un très bel espace vert qui se situe à quelques minutes à pied de son logement (et qui, au passage, abrite un très bon restaurant au beau milieu d’un lac… à faire sans hésiter !). Quelques visites sont venues égayer le séjour : en janvier, une amie hollandaise ; en février, sa super grand-mère ; début mai, sa super Maman ; fin mai, une amie turque rencontrée à Aix ; et début juillet, Mister Pitchoun en personne 🙂

IMG_1924

Brüksel’de en çok sevdiğim ikinci şey müze gezmekti. Brüksel’de görmediğim müze yok desem abartmış olmam. Özellikle BOZAR’a birden çok kez gittim. Hatta Elif Şafak’ın BOZAR’daki imza gününe bile gittim. Bu müzedeki sergilerden bir fotoğraf (Malesef her şehir için olduğu gibi Brüksel’e ait tüm fotoğraflarımı koymam mümkün değil)

Voici une photo prise au BOZAR, un des musées préférés de mon amour… Elle y est allée souvent au cours des six mois. D’ailleurs, c’est ici qu’elle a rencontré la célèbre auteure turque Elif Shafak, venue animer une conférence et signer ses ouvrages. Elle a même réussi à prendre une photo avec elle, mais ma promise a tellement de classe que pour moi, c’est elle la vraie star 🙂

IMG_0414

Bir keresinde ressam René Magritte’in sergisine de gitmiştim.

Ci-dessous, une photo prise au Musée des beaux-arts lors de l’exposition sur René Magritte, que mon épouse apprécie beaucoup.

IMG_0722

Beni hayatımda en çok etkileyen müzelerden biri kuşkusuz Brüksel Müzik Enstrümanları Müzesi idi. Müze severler bilir her güzel sanatlar müzesinde eski çağlardan müzik enstrümanları köşesi bulunur küçük veya büyük ama bu müze sırf antika müzik enstrümanları üzerine kurulmuştu ve 4 katına da bayılmıştım.

Ci-dessous, une photo du magnifique Musée des Instruments de Musique, un endroit que mon épouse trouve absolument magique… Je la comprends, étant moi-même un fan de musique !

IMG_0723

Bu fotoğrafı 50. Yıl Parkı’nda bulunan Askeri Tarih Müzesi’nde çektim… 50. yıl parkı tahmin edebileceğiniz gibi Belçika’nın bağımsızlığının 50. yılında yani 1880’de açılmış. Parkta bir Zafer takı da mevcut.

Voici le Musée de l’Histoire Militaire, un autre établissement culturel absolument remarquable, situé dans le fameux Parc du Cinquantenaire (créé en 1880 pour célébrer le cinquantième anniversaire de l’indépendance belge).

IMG_0724

Brüksel Güzel Sanatlar Müzesi’nin yanındaki parkta minik bir göl, kadın heykeli ve bir ördekçik. En sevdiğim fotoğraflarımdan biriyle size veda ediyorum. Yakında tekrar görüşeceğiz. Kendinize iyi davranın…

Enfin, la photo préférée de ma petite bruxelloise, prise à côté du Musée des beaux-arts… Une statue couchée au bord de l’eau, et Sam le Canard qui surveille les alentours. Nous en restons là pour aujourd’hui : à bientôt les amis 🙂

IMG_0415

 

Advertisements

1 Comment »

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s