Fransa’da Hayatta Kalma Kılavuzu- I

Merhaba! Toplamda yaklaşık beş senedir Fransa’da yaşıyorum. (Aix en Provence’ta geçirdiğim 5 ay ve 2017’den itibaren kesintisiz 4 buçuk sene) Bugüne dek sizinle birçok tecrübemi paylaştım, şimdi de yazmaktan çok büyük zevk aldığım uzun bir rehberle karşınızdayım. Bu yazı serisi ile Fransa’ya gitmek isteyenlere, sadece merak edenlere, gitmek üzere olanlara ve Fransa’da bulunup kendini kaybetmiş hissedenlere yardımcı olmak istedim. Tecrübelerimin her rehber yazımda olduğu gibi yolunuza ışık olmasını temenni ederim. Benden en doğru bilgileri alacağınızı iddia ediyorum. Yazının görselini Eiffel Kulesi’nde çekmiştik 🙂 Hadi başlayalım!

önemli not: aklıma yeni detaylar gelirse ve sorulara toplu yanıt vermek gerekirse yazıların tümünü güncelleyeceğimi haber vermek isterim.

1) RESTORANLAR

Restoranlar ile başlayalım. Çünkü turistin de yerleşenin de ilk ve en çok gideceği yerler orası. Hem yemek yeme ihtiyacı gereği, hem instagrama koyulacak fotoğraflar için (yalan mı?) ancak başta dil bilmeyen Türkler olmak üzere çoğu yabancı çok zorluk çekiyor. Bunu biraz konuşalım:

A) Fransa’da eğer 6 aydan fazla kalırsanız sevdiğiniz restorana bir daha gitmek isterseniz veya seyahatinizden bir süre sonra Fransa’ya geri gelip ilk gelişinizdeki restorana dönmek isterseniz o restoranın mönüsünün değiştiğini görürsünüz. “Bir önceki gelişimde o çok beğendiğim yemekten söyleyecektim” diye üzülürsünüz. Çünkü mönüler düzenli olarak değiştiriliyor. Bazen yemeğin mönüden tamamen çıkarıldığını görebileceğiniz gibi ana yemeğin aynı kaldığını garnitürünün ve/veya üzerine dökülen sosun değiştiğini de görebilirsiniz. Tersten bir örnek vereyim:  ben bir restoranda kiwi soslu ördek yemiştim sevmemiştim, aylar sonraki gidişimizde vişne soslu ördek olduğunu gördüm bu sefer hoşuma gitmişti tadı. Bir keresinde de bir restoranın çok sevdiğim dana eti yemeğini artık yapmadığını görüp sinir olmuştum. Başlarda çok yadırgadım şimdi ise bunun normal ve de gerekli olduğunu düşünüyorum.

B) Gelelim restoranlarla ilgili daha önemli bir noktaya: çok beklemeye hazır olun. Öyle gördüğünüz ilk masaya oturmak yok. Girişte veya barda bekleyeceksiniz. Garson çocuğun veya kızın sizi görmediği paranoyalarına kapılacaksınız ama merak etmeyin sizi görüyorlar. Sadece sıra size henüz gelmedi hepsi bu. Neyse sonunda oturdunuz. O andan itibaren bir süreç başlıyor. Yerleşirsiniz, garson mönülerle gelir ve gider. Kim bilir bir daha ne zaman döner de siparişleri alır? Seçiminizi yaptıktan sonra mönünüzü kapatın ki bu süre olabildiğince kısalsın. Siparişleri alır sonra gene gider. İstediğiniz içecekleri getirir. Antreler bundan 15 dakika sonra gelir o da belki. Yersiniz tabakların alınmasını beklersiniz. Allah’tan ne yemek istediğinizi önceden söylediniz tekrar sipariş etmeye gerek yok. O da geldi bence en kötüsü bundan sonrası çünkü restoran iyice dolmuştur ve asla yeterli sayıda garçon yoktur. Zaten olanların da acelesi yoktur. Garson gelir tabakları toplar. Gider. Tatlılar başta söylenmiyor o yüzden kartları yeniden dağıtırcasına mönüleri dağıtmaya gelir. Peynir tabağını tatlılar arasında görürseniz şaşırmayın, Fransızların her şeyi terstir. Mesela benim eşim 5 çeşit peynirden oluşan “tatlısını” söyler. Tatlı (dessert), gâteau (kek -pasta) ile aynı şey değildir unutmayın. Neyse tatlılar da bitti. Gelecek garson, tabakları toplarken mutlaka hesabı istediğinizi söyleyin, yoksa tabakları alıp gider ve en az 20 dakika sonra geri gelir. Tabii henüz kalkmaya niyetiniz yoksa o ayrı ama içinizin kıyılacağına emin gibiyim. O hesap bazen geliiiiir bazen gelmez. Gelmezse kasaya doğru kenardan kenardan gidin ve hesap ödemek istediğinizi barmene söyleyin. O barmen sizin tutunacağınız son dal. Siz sabrınızı taşıranların oyununa gelmeyin nezaketinizden ödün vermeyin. Zaten bunlar Türkiye’de yaşansa çıkaracağınız olayı Evropa’da çıkaramazsınız 🙂 sakin kalın.

C) İnancınız, felsefeniz ve/veya sağlığınız gereği bazı şeyleri yiyemiyor olabileceğiniz gibi ne olduğunu anlamadığınız / hiç tatmadığınız şeyleri de yemek istemiyor olabilirsiniz. Bunun için mönüde gördüklerinizi google’a yazın ve görsellere bakın. (Garsonların ingilizcesi size açıklamak için yetersizdir zira) Diyelim ki ne olduğunu bilmediğiniz bir yemeğin adını yazıyorsunuz; böylece hem yemeğin üç aşağı beş yukarı önünüze gelecek halini hem de hayvanın kendi fotoğrafını görebilirsiniz. Hayvanın neresini yiyeceğiniz de genelde karşınıza çıkar.

D) Şu önemli noktaya ayrı bir paragraf açmak isterim: kırmızı et yiyecekseniz bunun 5 pişme kademesi vardır: bleu (neredeyse hiç pişmemiş oluk oluk kan akan et), saignant (kanlı), à point (az kanlı), cuit (pişmiş), très cuit (çok pişmiş). İlk üçü sizin zevkinize kalmış ben bir şey diyemem ancak eğer son ikisine alışıksanız bilin ki etinizin içi asla pişmiş gelmez; dışı yanmış şekilde gelir. Fransızların “pişmiş”ten anladığı bu. Maalesef gerçekler bunlar. Hayal kırıklığı yaşamayın diye şimdiden söylüyorum… (meraklısına: ben à point isterdim hep, ama artık vejetaryenim)

E) Güzel bir haberle bitireyim: Fransa’da ortaya söylemek diye bir şey yok değil ! Var ama hakikaten minnoş ve kibar olmanız lazım. Çok aç olmadığınızı, sadece bir kişilik antre, yemek ve tatlıyı çift olarak bölüşeceğinizi söylerseniz “olmaz” diyenini daha görmedim. Mesela biz hakikaten pek aç olmadığımız sadece midemizi bastırmak istediğimiz bir gün gayet iyi karşılanmıştık. Tabii bunu çok lüks bir mekanda yapmayın; sokak arası bir restoranda öğle yemeği için olabilir mesela..

F) Fransa’da restoranların açılış ve kapanış saatlerinin çerçevesi çizilmiştir, bu saatlerin dışında “karnım acıktı yemek yiyeceğim” deyip mekana giremezsiniz. Zaten çoğu kapalıdır. Ortalama olarak restoranlar öğle yemeği için 12-14, akşam yemeği için ise 18:30 veya 19-21:30 veya 22 saatleri arasında açıktır. Herkesin aynı saatlerde yemesi aynı saatlerde mekandan çıkması dayatılır. Yukarıda bahsettiğim uzun bekleme sürelerini bertaraf etmek için restoranın ilk müşterilerinden olmanızı şiddetle tavsiye ederim; garsonlar sizinle daha iyi ilgilenirler.

Blogumdaki ‘rehber yazılar’ı çok sevdiğiniz için sizin için daha çoook yazı hazırladım. Fransa’da hayatta kalma rehberi uzun sürecek. Yakında görüşürüz kendinize iyi davranın !

Sizden instagram hesabını takip etmenizi rica edebilir miyim? Instagram: heartytrips

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s